Son yıllarda ülke olarak gülümsemeyi unuttuk. Hatta çoğu kişi için  gülümsemenin avanaklıkla bir ilişkisi olduğu bile söylenebilir.

Nasıl olmasın, ülkemizde onca yaşanandan sonra…

Oysa bilim insanları gülümsemenin, gülmenin insan biyolojisi üzerinde olumlu bir rolü olduğunu iddia ediyor.

Mesela kuvvetli bir kahkaha endorfin salgımızı yükseltiyor, stres hormonu olarak bilinen kortizon ve adrenalin düzeylerini düşüyor.

Gülümsemeyi başardığınızda kızgınlık, endişe, depresyon ve stres düzeylerinde azalma görülüyor, dayanma ve direnme gücü artıyor.

Hatta daha da ileri giderek, kimi araştırmacılar, gülmek ile kanser hücrelerinin çoğalmasını engelleyen kimi sitokin ve interferon benzeri maddelerin salınımının arttığını ileri sürüyor,

Bütün bunlar ne kadar doğru bilemem.

Ama bu işi ciddiye alanlar var, son zamanlarda “gülme ile tedaviyi” meslek edinen kişiler bile ortaya çıktı.

Sadece Türkiye’de mi, tüm dünyada tabii.

İngiltere’de Diş hekimleri, Mayıs 19 ile 19 Haziran arasını “Ulusal Gülümseme ayı” olarak belirlediler. Gülümsemenin diş hekimleri arasında “ticari” bir önemi var tabii, bunu aklımızda tutarak yine de İngiliz diş hekimlerini kutlamak gerek.

Bu gülme uzmanlarına (!) bakacak olursanız kahkaha organizmada mucizeler yaratıyor, hele grup halinde gülüyorsanız daha da iyi, kahkaha etkisi katlanarak büyüyor.

Yapılan çalışmalar, gülümseyenlerin asık suratlılara göre ortalama 10 yıl daha uzun yaşadığını, bağışıklık sisteminin gülümsemek eylemi ile daha aktif çalıştığını ileri sürüyor.

 Gülümsemek kalp sağlığımız için de iyi, ayrıca daha genç görünmemize neden oluyor.

Yapılan bir anket çalışmasına katılanların %69’u gülümseyen kadınları, mükemmel makyajlı kadınlara tercih ettiklerini söylüyor.

Gülümsemenin iş yaşamını kolaylaştırdığını ve üretkenliği arttırdığını da ileri sürenler var.

Gülmek, sosyalleşmek için de çok iyi bir yol. İnsanlar grup içinde iki kişilik ortamlara göre 30 kat daha fazla gülüyormuş.

Konuşanlar dinleyenlere, kadınlarda erkeklere göre daha çok gülüyormuş.

Devam edelim mi?

Gülme insanın acıya olan dayanıklılığını artırıyormuş.

Hatta gülme ile kalp krizi arasında bile olumlu bir ilişki olduğu, kronik akciğer hastalarında solunumu düzelttiği bile söyleniyor.

Eğer 15 dakika gülerseniz toplam 40 kalori harcıyorsunuz, hiç fena değil.

Şeker hastalığı olanlarda yemek sonrası kan şekeri düzeyi, komedi izleyenlerde sıkıcı bir konferans izleyenlere göre daha az yükseliyormuş.

Şaşırıyorsunuz değil mi?

Oysa tıp literatüründe o kadar yazı var ki, gülmekle ilgili.

İlgilenenlere iki örnek;

İlki immün sistem ile mizah ve gülme etkisinin konu edildiği bir yazı “Humor and Laughter May Influence Health IV. Humor and Immune Function.” Makale 2009 yılında Evid Based Complement Alternat Med isimli dergide basılmış.

İkincisi; ünlü İngiliz dergisi British Medical Journal’da çıkan bir Noel makalesi. Ama unutmayın, bu derginin Noel sayıları hep eğlenceli ama bilimsel derinliği tartışmalı ve sığ yazılardan oluşur. Makale “Laughter and MIRTH Methodical Investigation of Risibility, Therapeutic and Harmful): narrative synthesis” ismini taşıyor.

Bir de zararları var gülmenin.

Onu bir dahaki sayıda yazayım en iyisi.

Ama sonuçta bana sorarsanız gülmek, gülümsemek iyidir. Sizin için olmasa bile en azından karşınızdaki için iyidir.

Ben yaşamım boyunca gülümseyen, yeri gelince sakınmadan kahkahalarla gülebilen hiç bir insandan kötülük görmedim. Francis Benson’un dediği gibi; 

Yüzünüzdeki gülümseme kalbinizin evde olduğunu bildiren, ışık yanan bir pencereye benzer.

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir