Beni izleyenler bilirler, bilgiye “açık erişim” sorununu “akademi ve bilim” yazılarıma ilk başladığım zamanlarda da konu etmiştim.

Ancak geçen süre içinde sorun gerçekten çok büyüdü ve dünyanın çok önemli üniversiteleri ve bilim merkezleri bilimsel makalelerin yayınlandığı dergilere ve onların yayın evlerine karşı çok ciddi protesto, boykot ve yaptırımlar uygulamaya başladılar.

Bu konunun son zamanlarda o kadar çok bileşeni ortaya çıktı ki, bunları bir tek yazı ile özetlemek zor, önümüzdeki hafta da bu konuyu yazacağım. Sorunu özetleyerek konuya gireyim.

Herhangi bir X ilacının Y hastalığı üzerindeki etkisini test etmek için bir çalışma yapıyorsunuz ve ilacın etkili olduğunu görüyorsunuz. Diyorsunuz ki, X ilacı Y hastalığında etkili. Bunu bir makale haline getiriyorsunuz ve bir bilimsel dergi de bu yazıyı yayına kabul ediyor.

Çalışmanın sonucu X ilacını üreten ilaç firmasının çok hoşuna gidiyor ve bilimsel derginin yayıncısına diyor ki; bu makaleyi herkesin okumasını sağlamak istiyorum, bu nedenle bu makaleye erişmek isteyen herkesin ücretini baştan ödeyeceğim, bu makaleden şifreyi kaldırın herkes okusun.

Ücret dediğim de büyük rakamlar, belki on binlerce dolar…

Bu yayınevinin de çok işine geliyor ve makale “açık erişime” açılıyor.

Tam da o sırada başka bir araştırma grubu yine X ilacını Y hastalığında kullanıyor ve etkisiz buluyor. Bu da bir bilimsel dergide yayına kabul ediliyor ve basılıyor.

Bu ikinci araştırma grubunun, yayınevine açık erişim için ödeyecek parası olmadığından, ilaç firması da doğal olarak ilacını etkisiz gösteren bir makalenin ücretsiz erişimi için sponsorluk yapmayacağından yayınevi para kazanmak için makaleyi ücretli yapıyor.

Mesela diyor ki; bu makaleye erişmek için kişi başı 25 dolar ödeyin.

Şimdi Y hastalığına yakalanmış bir hastası olan hekimi düşünün.

Bilgisayarın başına geçiyor, google efendiye “X ilacı, Y hastalığı” anahtar sözcüklerini yazıyor ve karşısına gelen iki makaleden çoğunlukla 25 dolar ödemeden ulaşabileceği makaleyi tercih ediyor ve açık erişimli bu makale sayesinde X ilacının iyi bir tedavi ajanı olduğuna inanıyor.

Bu aramayı yapan hekimlerin büyük çoğunluğu açık erişim makaleyi okumayı tercih ettiğinden X ilacının etkisiz olduğunu söyleyen makale, arama sırasında arkaya doğru geriliyor ve kayboluyor. 

Diyelim ki siz farkındalığı yüksek birisiniz, google değil de mesela “pubmed” gibi daha bilimsel veri tabanları üzerinden araştırdınız, aslında durum pek az değişiyor çünkü sizin çalıştığınız kurumun o yayınevi ile açık erişim için bir ticari anlaşması yoksa ya 25 dolar ödeyeceksiniz, ya da o makalede ne yazdığını asla öğrenemeyeceksiniz.

Dolayısıyla iki makale arasında bir karşılaştırma yapamayacaksınız.

Bu sorun 2000’li yılların başından beri konuşulan bir sorun ancak son yıllarda çok önemli gelişmeler oldu ve olayların ivmesi arttı.

Sonra daha detaylı değineceğim ama  mesela “bilim özgürdür” diyen bazı bilgisayar korsanları bu dergilerin sitelerini çökertmeye çalıştı, paralı makaleleri başka web ortamlarında ücretsiz dağıttı.

Buna karşılık yayınevleri büyük davalar açıp tazminatlar kazandılar.

Tepki giderek büyüdü ve yayınevlerine karşı yükselen bu tepkinin doruk noktası California Üniversitesinin Elsevier dergisine karşı başlattığı eylem oldu.

2013 yılında tüm dünyada açık erişimi mümkün olan bilimsel tıbbi makale oranı sadece %10 idi. Yani büyük sponsorluklarla erişime açılan %10 makale ve ücret karşılığında ulaşabileceğiniz %90 makale. Bu oran günümüzde de pek az değişti.

Almanya ve İngiltere’de yaşayan bilim insanları bilgiye erişimin bu kadar pahalı oluşuna ve paranın bilgiyi yönlendirmesine ilk isyan edenlerdi, son zamanlarda bunlara Amerikalı bilim insanları da katılmaya başladılar.

İlk başkaldıranlardan biri Cambridge Üniversitesinde görevli matematikçi Timothy Gowers idi. Dr. Gowers Elsevier yayınevinin bilimsel makalelerini boykot hareketi başlattı ve http://thecostofknowledge.com isimli web sayfasından bu boykota katılım çağrısı yaptı.

Sayfayı daha bir kaç gün önce ziyaret ettim, destek olan bilim insanı sayısı 19.000’i geçmişti.

Yazının devamı haftaya…

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir