Aziz Sancar’ın Nobel ödülü alması beklendiği gibi bayağı gürültü kopardı.

Küçük bir hatırlatmayla başlayayım yazıma.

Bugüne dek dağıtılan Nobel Bilim Ödüllerinin 200’e yakınını nüfusu 14 milyon olan Yahudi topluluğundan bilim insanları almışken, toplamı 1.5 milyarı aşan İslam âleminde sadece 2 bilim insanı bu ödüle layık bulunmuş.

Acaba bu söylendiği gibi İslam fobisi yüzünden mi?

Bu sorunun yanıtı açıkça “hayır”.

Müslüman Kral Faysal Vakfının Bilim ödüllerini kimin kazandığına bakarsanız net anlarsınız. Yahudilere bilim ödülü vermeyen bu vakfın son 10 yıl içinde dağıttığı ödüllerden hiç birini Müslüman bir bilim insanı kazanamamıştır. Bu ödülü alan, Müslüman ve hatta “Türk” diye tanıtılan İngiliz bilim insanı Semir Zeki, Lübnan asıllı bir Marunidir.

Nobel alan Müslüman bilim insanlarına gelince;

İlk Nobel ödülünü alan Müslüman Bilim insanı Pakistan asıllı Abdus Salam’dır. Bilimsel kariyeri Oxford Üniversitesi, St. John Koleji ve Cambridge Üniversitesinde geçmiştir. Uzun yıllar merkezi Trieste’de (İtalya) bulunan Uluslararası Kuramsal Fizik Merkezinin yöneticiliğini yapmıştır. Abdus Salam, dinden çıkmış kabul edilen Ahmedi Tarikatına üye olduğundan ismi Pakistan’daki tüm kayıtlardan çıkartılmış, yok sayılmış, yaşadığı sürece Taliban militanlarının hedefi haline gelmiş ve Pakistan makamlarının baskısıyla yaşamıştır.

İkinci Nobel ödüllü Müslüman bilim insanı ise Ahmed Zewail’dir. Pennsylvania Üniversitesi, Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’de eğitim görmüş, oralarda kariyerini yapmış ve Obama’nın Bilim ve Teknoloji Konseyi üyeliğine dek yükseltilmiş biridir.

Amacım bu ödülü alanları dinleri ve milliyetlerine göre tasnif etmek değil tabii. İnsanlığa çok önemli katkıları olan bu insanlar kanımca her millet ve dindendirler.

Ama bu durum bile tek başına Müslüman dünyasının ne kadar bilimden, akıldan bir haber yaşadığını yadsınamaz biçimde ortaya koymaktadır. Bu toplumlarda bilim ve akıl, yerini tutsak beyinler yaratan “inanç” sistemlerine bırakmıştır çünkü.

Prof. Dr. Aziz Sancar’a gelince, onun durumu farklıdır.

Önce şu noktanın altını çizmek lazım. Onu, Nobel ödülünü kazanmaya götüren yolda eğer doğduğu Türkiye’den kilometre taşları varsa, o taşlar “herkes ölü yıkamayı bilmeli” diyen bir Cumhurbaşkanına sahip olan yaşadığımız Türkiye sayesinde değil, laik ve fırsat eşitliğine dayanan bir eğitim sistemi yaratmaya çalışan Atatürk Türkiye’si sayesindedir.

Bu noktayı ayırt edemeden “bir Türk bilim adamı Nobel aldı” diye sevinmek de, “neden ona Türk diyorsunuz” diye tartışmak da son derece anlamsız ve ahmakçadır.

Aziz Sancar’ın Nobel ödülü almasını Arda’nın Barcelona’ya transferine sevindiğimiz gibi sevinemeyiz. Onun Türk bir bilim insanı olması, değerlerimizi sahiplenmesi, ait olduğu coğrafyayı unutmaması çok kıymetlidir ama aldığı ödülde bunların etkisi neredeyse hemen hiç yoktur.

Eğer Sancar Türkiye’de çalışsaydı DNA onarımı konusunda 400 makale yazıp sonunda Nobel Bilim ödülü almak şansına sahip olabilir miydi?

Bu Nobel tartışmasını laik ve akılcı bir eğitim sistemine ne kadar gerek duyduğumuzu öne çıkartarak sürdürmeli, daha çok Sancar’lar yaratmanın yollarını zorlamalıyız.

Şimdi hatırlayın; bir zamanların Çevre ve Şehircilik Bakanı “Türkiye Müslüman bir ülke, konum itibari ile biz ara eleman yetiştirebiliriz bizden mucit, bilim adamı çıkmaz” dememiş miydi?

Ve kendinize sorun;

Son derece sübjektif kriterlere göre dağıtılan Nobel Edebiyat ödülünü Orhan Pamuk aldığında günlerce konuşuldu da nesnel kriterlere göre verildiği bilinen bu ödül hakkında neden çok az konuşuldu, hasır altı edildi?

Çünkü; bu ülkenin egemenleri için “Orhan Pamuk” iyi bir materyaldir, “Aziz Sancar” ise tam tersi kötüdür.

Aziz Sancar, inanç temelli eğitimin ilkelliğini gözler önüne seren, yadsınamaz bir örnektir çünkü. 

 

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir