COVID-19 öncesi büyük pandemiler (2): İspanyol gribi

İspanyol gribi konusunda yaptığım ilk yazının sonunda Atatürk’ün de İspanyol gribine yakalandığını yazmıştım. Devam edeyim. Sevgili dostum Turgut Gürer, yazdığı “Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer” isimli kitabında dedesi Cevat Abbas’ın ağzından şunları aktarıyor. “Atatürk, Almanya seyahati sırasında bir üşüme neticesinde böbreklerinden rahatsızlanmıştı. İstanbul’a avdetinde (dönüşü) yatacak kadar rahatsızlığı ilerledi. Birkaç gün tedaviden sonra hastalığın önüne…

Devamını oku

COVID-19 öncesi büyük pandemiler (1): İspanyol gribi

İspanyol gribi ya da nam-ı diğer H1N1 virüsünün neden olduğu pandemi insanlık tarihinin en önemli salgınlarından biriydi. Bu virüs her yıl kılık değiştirerek karşımıza çıkmaya devam ediyor. En son onun torunu yani mutasyona uğramış hali olan domuz gribi 2009 yılında büyük bir pandemiye neden olmuştu. İspanyol gribi birçok başka isimle de anılır. İspanyollar ona Fransa’dan…

Devamını oku

COVID-19 pandemisi günlerinde hikikomorik olmak…

Pandemi hızını arttırarak ilerliyor ve tartışılan birçok tedavi ve korunma biçimi arasında herkesin hemfikir olduğu bir tek yöntem var: evde kalmak… Ama evde kalmak kolay değil. Gündelik koşuşturmaya ve sosyalleşmeye yatkın insanlık için bu uyulması en zor kurallardan biri haline geldi. Tabii bunun ekonomik nedenleri de var, o başka yazı konusu… Ancak sanırım bu “evde…

Devamını oku

Altamiro Mağaraları’nın düşündürdükleri – II

Bir önceki yazımı sorular sorarak bitirmiştim. Sorular sormaya devam ediyorum. Pozitif bilimler ile uğraşanların, öncü bilimsel kimlikleri nedeniyle çağına ve insanlarına karşı sorumluluk ve duyarlılıkları herkesten farklı olmalı mıdır?   Yani bilim insanları yaşadıkları toplumlara karşı diğer insanlardan daha mı çok sorumluluk taşır? Bir Fizik profesörü laboratuvar kapısının tepesine bir at nalı asar. Şaşıran meslektaşları onun…

Devamını oku

Altamiro Mağaraları’nın düşündürdükleri – I

2016 yılının en dikkat çeken filmlerinden biriydi. Filmde amatör arkeolog Marcelino Sanz’ın öyküsü anlatılıyordu. Gerçek bir tarihi olayı konu alan bu filmde Sanz, Altamira mağaralarında yontma taş devrine ait bizon resimleri bulur. Bu bulgu bilim insanları arasında tartışma yaratır. Kilise, Darwin’in evrim teorisinin haklı çıkmasından korktuğu için bütün gücüyle Sanz ve ona inanan bilim insanlarına yüklenir.…

Devamını oku

Grip aşısı tartışması (3)

Grip aşılarını konu alan yazılarımın sonuncusunda kimleri aşılamalıyız ve grip aşılarının yan etkileri nelerdir sorularının yanıtlarını vermeye çalışacağım. Önceki iki yazımı okuyanlar, grip aşılarının koruyuculuk oranlarının yıllara göre değiştiğini ve en çok yüzde 60’lara kadar yükselebildiğini, bazen bu oranların %10’lara kadar düşebildiğini anımsayacaklardır. Ancak grip aşıları, ihmal edilebilir yan etkileri göz önüne alındığında, tüm eleştirilere rağmen her…

Devamını oku

Grip aşısı tartışması (2)

Grip aşılarını konu alan geçen haftaki yazımda grip aşılarının koruyuculuk oranlarının kimi yıllarda gerçekten çok düşük olabileceğini ve aşı tartışması yapılırken bu noktanın önemine vurgu yapmış ve sözü ilaç sektörüne getirerek yazıyı bitirmiştim. Kaldığım yerden devam edeyim. İlaç firmalarının temel amacı “kar etmek” isteğidir. Burada en ufak bir tartışma yok. Tıpkı diğer tüm sanayi kollarında olduğu gibi…

Devamını oku

Grip aşısı tartışması (1)

Bir kaç hafta önce aşıları konu alan yazıma gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederim. Yazımda şunları yazmıştım. “Bu aşı karşıtlığı tartışmasının temel nedeni belli ki grip aşıları. Çünkü grip aşılarının koruyuculuk oranları tartışmalı. Ama tartışma bu noktada kalmıyor, çocuk felcinden, hepatit aşısına, tüm aşılar zan altına giriyor. Tartışma bununla da bitmiyor, bilimi kirletenlerin yerine bilimin kendisi tartışılmaya…

Devamını oku

Şinasi sendromu – II

Şinasi Sendromu diye adlandırdığım ve rahmetli Serol Teber’in yazdıklarından esinlendiğim yazıya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim. O yazımda Şinasi sendromunu “çaresizlik, sosyal medya veya dost sohbetleri gibi sınırlı ortamlarda kızgınca yapılan eleştiriler, sıradan insanları hırçınca ama sessizce aşağılama isteği, kendini yaşadığı toplumdan soyutlama, yalnızlaşma, yalnızlaştıkça artan kibir, sorunun bir parçası olmaktan çıkıp kader kurbanı olduğuna inanış” olarak…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 11

Köşemi izleyenler yaklaşık 15 yıldır “akademi-bilim” ilişkisini irdeleyen yazılar yazdığımı bilirler. Daha kısa süre önce HBT’de bu konuda toplam 10 yazı yazmış, hatta çok değer verdiğim bazı meslektaşlarımın tepkisini de almıştım. Bu yazılarıma online üye iseniz HBT’nin web sayfasından ulaşabilirsiniz. Geçtiğimiz hafta San Diego’da Amerikan Hematoloji Derneği’nin yıllık kongresindeydim, kongre izlenimlerim ile 11. yazıyı yazmaya…

Devamını oku

Müzik ve sağlık

İnanmayacaksınız yaşım 50’yi geçti ve ben bu yaşta piyano çalmaya merak sardım. Doğrusunu isterseniz başlangıçta olabileceğine pek aklım kesmiyordu ama sabırlı ve iyi bir piyano öğretmeni ve çabayla “eh işte” bir şeyler olabiliyormuş, onu gördüm. Arkadaşlarım, piyano çalmak istememin sağlıklı olmaya çalışmak, bellek fonksiyonlarımı korumak gibi nedenler yüzünden olduğunu sandı. Aslında ilgisi yoktu ama öyle…

Devamını oku

Bir zamanlar onlar vardı…

Elimde Ankara Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin kuruluşu ile ilişkili üç tane eşsiz kitap var. Bilenler bilir, ben Ankara Tıp Fakültesi mezunuyum, babam da bu fakülteden mezundu. Ama bu kitapların beni etkilemesi sadece Ankara Tıp Fakültesi mezunu olmamızla ilişkili değil. Kitapları bana öğretmenim Sayın Prof. Dr. Semih Baskan yolladı. Semih Öğretmen bizim hem hocalığımızı…

Devamını oku

Radyum (Waterbury) Kızları

HBO’nun 5 bölümlük yeni dizisi Çernobil nükleer tehlikeyi yine gündemimize getirmeyi başardı. Johan Renck’in yönetmenliğini üstlendiği, HBO’nun 5 bölümlük yeni mini dizisi, insanlığın bitmek bilmez hırsını ve zavallılığını da gözler önüne seriyordu. Dizinin abartılı olduğunu söyleyenler çıktı ancak Çernobil Nükleer santralinin olduğu Pripyat şehri, günümüzde  1986 yılında terk edildiği haliyle halen orada bir korku abidesi…

Devamını oku

Akademi ve Bilim (35). Bir Güler misin, Ağlar mısın Hikayesi

Tevfik Uyar’ı bilen bilir, bilmeyenler için onu üç kelimeyle özetlemek mümkün. Bilimin muzip çocuğu..! Tevfik Uyar bizim HBT’ nin de yayın kurulu üyesidir, popüler bilim alanında yaptıkları ve yazdıklarıyla tanınan biridir. “Safsatalar” son kitabının adı, bakın orada ne diyor? “Herkesin kendini her konuda uzman sanması bir yana, mantığa uymayan, tutarlı bir yanı olmayan, doğru bilgiye…

Devamını oku

Kahvaltı Tu Kaka mı?

Kahvaltı kapitalist düzenin yarattığı bir öğündür. Bildiğimiz anlamda kahvaltının hayatımıza girmesi, 19. yüzyılda ve kapitalizmin gelişimi ile yaşıttır. İnsanların düzenli mesai yapmaya başladığı bu yüzyılda yemek saatlerinin düzensizliği ciddi kargaşa yaratıyor ve iş gücü kayıplarına neden oluyordu. Kahvaltı alışkanlığının olmadığı bu yıllarda işçilerin önemli kısmı güne aç başlıyor ve sabah 10.00 sularında yemek için işe…

Devamını oku

Gerçek Sonrası veya “Post-Truth”

Geçtiğimiz haftalarda yalan ve narsizm üzerine yazmıştım. Yalan söylemenin ne kadar sıradanlaştığından, eskiye ait en çok utanma duygusunu özlediğimden söz etmiştim. Aslında yalanın, yalancının yüceltildiği bu çağın bir ismi var, “gerçek sonrası” çağı. “Post-truth” çağı veya ismine ister “gerçek ötesi”, ister “post-olgusal” veya isterseniz “gerçek sonrası” deyin, tam bir pandemi gibi tüm dünyayı etkisi altına…

Devamını oku

Plasebonun Hain Kardeşi, Nosebo…

Plasebo konusunda çok konuşuldu ama onun kötü kardeşi Nosebo daha az biliniyor. Nosebo ilk kez 1990’lı yıllarda popüler olmaya başladı ve son zamanlarda popülaritesi iyice arttı. Noseboyu tanımlamaktan çok bir örnek üzerinden açıklamak sanırım daha kolay anlaşılmasını sağlayacak. Şiddetli baş ağrısı olan birine kırmızı kapsüller içine nişastayı doldurup “bu çok etkili bir ağrı kesicidir” diye…

Devamını oku

Ayhan Çavdar Öğretmen ve Tayanç-Prasad Sendromu

Ayhan Çavdar Okçuoğlu öğretmen ile ilk karşılaşmam 1986 yılındaydı. Ankara Tıp Fakültesinde öğrenciydim ve pediatri stajındaydık. Ayhan Öğretmenin dersinin olduğu gün bölüm çalışanlarında, asistanlarda büyük bir telaş olduğunu hatırlıyorum.   O zamanlar neden bu kadar büyük bir heyecan yaşandığını tam anlayamamış hatta anlam da verememiştim. Ders saati amfideki yerlerimizi aldık, dersin ismi “Çinko” idi. Tam…

Devamını oku

Yalan Üzerine

İnsan neden yalan söyler? Tüm dünyada büyük bir yalan yağmuru varken, ülkemizde bu yağmur sele dönüşmüşken, sıradanlaşmış, iyice kötüleşmiş, çirkinleşmişken yalan üzerine yazmadan olmaz. Kanımca patolojik anlamda yalan söylemenin ilk nedeni, yalan söylemenin yerel ve kültürel etkiyle  büyük bir ayıp gibi görülmemesi ve insanların yalan söyleyerek emeksizce sonuç alabileceklerini hissetmeleri. Her insan yalan söyler, bunun…

Devamını oku

Akademi ve Bilim (34) Tıpta Bilgiye Özgür Erişim Sorunu- III

İki haftadır bilimsel makalelere erişim sorunu hakkında yazıyorum. İlk iki yazımda bu bilimsel makalelere erişim konusunun, akademik çevreler ve bilimsel makaleleri basan yayınevleri arasında ne kadar önemli bir çatışma yarattığını ve yayınevlerinin geri adımlar attığını yazdım. Yayınevlerinin gelişmiş ülkelere sundukları paket belliydi; “publish and read…” Yani bilimsel makaleleri benim dergimde yayınla ve karşılığında dergilerimi ucuza…

Devamını oku

Madde Bağımlılığı ve Ötesi

Sosyal medyanın inanılmaz bir gücü var. Eminim bu yazıyı okuyanların önemli bir bölümü sosyal medyada yayınlanan ve Marlboro’nun yeşil renkli filtreler ile 2017 yılında ABD’de bazı eyaletlerde “marijuana” satmaya başlayacağını anlatan kısa filmi görmüştür. Film gerçeği anlatmıyordu, “yalan” idi yani, ama marijuana satışının birçok ülkede serbest olduğu gerçekti. ABD’de bazı eyaletlerde, Arjantin, Avustralya, Belçika, Çek…

Devamını oku

Kopenhag İzlenimleri

Geçtiğimiz hafta Kopenhag’da bir kongredeydim. Kongre az bilinen Miyelodisplastik Sendrom (MDS) isimli bir kemik iliği hastalığı ile ilişkiliydi. Bu sendrom, bir yaşlılık hastalığı ve tedavi seçenekleri de oldukça sınırlı. MDS’de yeni ilaç geliştirme konusunda ilaç sektörü yetersiz ve dolayısı ile bu hastalığa destek ve ilgileri çok az oluyor.  Oysa MDS diğer kan kanserlerinden hiç de…

Devamını oku

Akademi ve Bilim (32). Tıpta Bilgiye Özgür Erişim Sorunu

Beni izleyenler bilirler, bilgiye “açık erişim” sorununu “akademi ve bilim” yazılarıma ilk başladığım zamanlarda da konu etmiştim. Ancak geçen süre içinde sorun gerçekten çok büyüdü ve dünyanın çok önemli üniversiteleri ve bilim merkezleri bilimsel makalelerin yayınlandığı dergilere ve onların yayın evlerine karşı çok ciddi protesto, boykot ve yaptırımlar uygulamaya başladılar. Bu konunun son zamanlarda o…

Devamını oku

Akademi ve Bilim (17)

Bir önceki yazımda Dr. Bezwoda’dan bahsetmiştim. O yazımı okumayanlara kısaca hatırlatmak isterim. Metastazı olan meme kanseri hastalarına uygulanan kök hücre destekli yüksek doz kemoterapi yaklaşımı, Dr. Bezwoda’nın yazılarının da büyük etkisiyle, 1980’li yılların sonundan 2000 yılına kadar geçen sürede çok popüler ve etkinliğine güvenilen bir tedavi haline gelmişti. Ancak yıllar içinde Dr. Bezdowa’nın yazılarının uydurma…

Devamını oku

Myelodisplastik Sendrom Mu, O Da Ne?

25 Ekim Myelodisplastik Sendrom farkındalık günü imiş. Bu tarz farkındalık günleri iyidir ama insanların ilgisini de çekmek gerekir. Ama bir taraftan da adını bile zor söyleyebildiği, görece nadir bir hastalık insanların neden ilgisini çeksin ki ? Aslında bu hastalık ile bir biçimde tanışanlar bilir, Myelodisplastik Sendrom zor hastalıktır. Myelodisplastik Sendrom ileri yaşların hastalık tablosudur ve…

Devamını oku

Toplantı Çılgınlığı!

Alo? Çok özür dilerim şu anda bir toplantıdayım, beni sonra arar mısın? Efendim özür dilerim, Ali bey şu anda toplantıda, aradığınızı ileteceğim. Tanıdık geldi değil mi? Toplantılar yaşamımızın ayrılmaz bir parçası, ama bu kadar çok toplantı gerekli mi? Konuya işaret eden ilk önemli çalışma, Dr. Bergman tarafından New England Journal of Medicine isimli ünlü tıp…

Devamını oku

Morfinin iki yüzü

Morfinin iki yüzüncü yılını devireli çok oldu. Bu yaşlı ilaç, tıbbın en popüler etken maddelerinden biri ve ana maddesi olan afyon, yaklaşık 6000 yıldır kullanılıyor. Morfinin modern tıpta uygulanmaya başlaması Alman bilim insanı Friedrich Wilhelm Sertürner sayesindedir. Dr Sertürner, 1885 yılında morfini opiumdan (ham afyon) izole ediyor ve bulgularını “Afyon Analizi” isimli bir çalışma ile…

Devamını oku

Alkol ve Kanser

Alkol ve kanser ilişkisi çok uzun yıllardan beri tartışılan bir ilişkidir. Günümüze dek bu ilişkinin olduğunu düşündüren çalışmalar ağırlıklı olmakla beraber hiç ilişkisi olmadığını veya bu ilişkinin ihmal edilebilir olduğunu ileri sürenler de vardı. Addiction isimli dergide Temmuz 2016’da yayınlanan bir makale alkol kullanımı ile kanser gelişimi arasında güçlü bir ilişki olduğunu öne sürüyor. Makaleye göre alkol…

Devamını oku

Aspirin

Aspirin veya bilimsel ismiyle asetil salisilik asit tıp dünyasının en popüler moleküllerinden biridir. Tıp literatüründe Aspirinden daha çok çalışılan bir molekül sanırım yoktur. Her yıl Aspirin ile ilişkili 700-1000 adet klinik çalışma yapıldığı bilinmektedir. Aspirinin esas maddesi salisin, Aksöğüt bitkisinden elde edilen bir glikozittir ve bu glikozit aslında Hipokrat’tan önce bile ağrı kesici olarak biliniyordu.…

Devamını oku

B12 Vitamini

Hastaların neredeyse bana her gün sordukları sorudur; “Hocam hangi vitaminleri kullanmalıyım, B12 vitamini takviyesi almalı mıyım?” Önce şunu ifade ederek başlamak lazım. B12 vitamini tüm hücrelerin gelişiminde olmazsa olmaz bir vitamindir ve eksikliğinde başta kansızlık olmak üzere bir çok bulgu ortaya çıkar. B12 vitamin eksikliği olan kişilerde kansızlık yanı sıra beyaz kan hücreleri ve pıhtılaşmayı…

Devamını oku