İki gün arayla can dostum Dr. Kurtuluş Alp’i, sonra da sevgili arkadaşım Prof. Dr. Işıl Barlan’ı kaybettik.

İkisi de çok dürüst, çalışkan ve onurlu sağlık emekçileriydi.

Kurtuluş Alp benim ihtisas yıllarımda ev arkadaşımdı.

Kurtuluş, benim için entelektüel ahlakın, yani hiç bir inanç sisteminin zorlaması olmadan ahlaklı ve iyi olabilmenin çok somut bir örneğiydi.

Ahlak anlayışı, sorumluluk duygusu, insan sevgisi kendiliğindendi. İyi olmak, üretken ve namuslu olmak, yalan söylememek, hoşgörülü olmak gibi tüm “iyi” şeyleri aklı ve kalbi öyle yapmasını söylediğinden yapardı.

Geriye lekesiz bir soy ismi, harika bir genç kız ve onu çok seven sevgili eşi Çiğdem’i bırakarak gitti bu dünyadan.

Prof. Dr. Işıl Barlan ise gerçek bir bilim kadınıydı.

Yakındığını görmedim hiç, üretmemek ve çalışmamak için hiç bir bahanesi olmamıştı kısa hayatında.

Geçtiğimiz yıl Sedat Simavi Bilim Ödülünü aldığında tebrik etmiştim en son.

Bilimsel olarak çok üretken biriydi, çok önemli bir bilim insanıydı.

Çocuklarımız da arkadaştı, hep görüşmek için planlar yaptık geçtiğimiz bir yıl süresince ama hiç becermedik, iş güç işte.

Onların arkasından düşünüyorum;

Din tek başına insanları ahlaklı yapmıyor, sayısız örneği var.

Dinsiz olmak da insanları ahlaksız yapmıyor, bunun da sayısız örneği var.

O halde dindar olmak neden bir erdem olarak anlatılıyor hep.

Dindar olmak insanın sadece kendisi için gerekli ve sadece kendisini ilgilendiren bir şey değil mi?

Dini gerekleri yerine getirmenin başka insanlara bir yararı var mı?

Samimi olalım, başka insanlara bir yararı yok.

O halde dindar olmak yararlı olmak anlamına da gelmiyor.

Hatta tek başına dindar olup yanına başka hiç bir değer eklemiyorsanız dindar olmanın anlamı da azalıyor.

Büyük İslam bilgini Farabi diyor ki;

“İnsan ahlakının temeli bilgidir; akıl iyiyi kötüden ancak bilgiyle ayırır…”

Yani aslında farkı yaratan bilgidir.

Bilgi ve eğitim olmadan inandıklarınızın değeri azalır.

Bilgi sahibi olmadan “Müslüman” olmanın değeri azalır.

Bilgisiz çoğu kez iyi ahlaklı olunamaz, eğitim ve bilgi olmadan bir konuda doğru karar vermek güçtür çünkü.

Çağın gerçeklerine uygun formal bir eğitim almamış bireylerin, bilgi sahibi olmayanların inançları daha az değerlidir.

İnanç, bilgi edinmeye öğrenmeye göre daha zahmetsizdir.

Bu nedenle emekle edinilen bilgi, zahmetsiz inançtan daha değerlidir.

Tek düze, hoşgörüsüz, herkesi birbirinin aynı olmaya zorlayan, sorular ve soru soranlardan hoşlanmayan, “düşmanlar, kafirler ve hainleri” olan düşünce sistemlerinden uzak durun.

“Birlik-beraberlik” lafı edenlere inanmayın, marifet farklılıklarla barış içinde yaşama becerisidir.

İnsanın kendinden daha değerli hiç bir inanç sistemi yoktur.

Her insan özgür seçimler yapabilmeli ve istediği gibi yaşama hakkına sahip olmalıdır.

Çünkü her insan bir evrendir.

Yunus Emre’lerin, Mevlana’ların yüzyıllar öncesinden günümüze ulaşabilmeleri bunu biliyor olmaları nedeniyledir.

Yine Farabi’ye kulak verelim;

“Alem büyük insandır; insan küçük alemdir.”

İnsanın ulaşabildiği en yüksek ahlak düzeyidir entelektüel ahlak.

Çünkü onu “safsatalarla” baştan çıkartamaz ve yanıltamazsınız.

Sevgili Kurtuluş ve Işıl; iyi ki bu dünyadan geçtiniz ve sizleri tanıdık, sizlerden çok şey öğrendik. Tüm sevenlerinin başları sağ olsun…

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir