Futbol ile ilgili olarak görsel ve yazılı medyamızda en sık kullanılan sözcüklerden birinin “ofsayt” sözcüğü olduğundan kuşku duymuyorum.  Gerçekten de, futbolun en tartışılan kurallarından biri ofsayt kuralıdır. İlk kez 1866 yılında futbol oyun kurallarına eklenen bu kural, 1925 yılında bugünkü haline çok benzer bir hal almıştır. Ofsayt kuralı, aynı zamanda bir çok spor yorumcusu ve hakem hocası için de oldukça ciddi bir kazanç kapısıdır. Futbol sezonları boyunca ve her hafta sonu televizyonlarda “o” pozisyonun ofsayt olup olmadığı saatlerce tartışılır.

Ancak gerçekten de, insan gözü futbol karşılaşması sırasında ofsayt pozisyonunu fark edebilir mi? Geçtiğimiz yıl Francisco Belda Maruenda’nın British Medical Journal’da yayımlanan makalesi tam da bu ismi taşımaktaydı. (Can the human eye detect an offside position during a football match ?, BMJ, 2004, 329;1470).  Maruenda’nın yazdıklarına bakacak olursanız yan hakemin ofsayt pozisyonunu doğru yorumlayabilmesi son derece güçtür.

Maruenda’nın bu iddiasını tartışmadan önce “görme” eylemi ile ilgili bazı temel noktalara değinmek gereklidir. Gözler, nesneleri odaklamak ve cisimleri izlemek için bazı özel hareketler yaparlar. Bu hareketler, hızlı göz hareketleri, sabit takip hareketleri, bağlama hareketleri, denge hareketleri ve akomodasyondur. Hızlı göz hareketleri, bakışların bir objeden diğerine doğru hızla yöneldiği hareketlerdir ve uyaranın başlaması ile gözlerin o yöne hareketi ortalama 200 mili saniye (ms) sürmektedir. Bu süre objeler arasındaki farktan önemli ölçüde etkilenir. Sabit takip hareketi ise isminden anlaşılacağı üzere sabit bir hızla yer değiştiren tek bir cismi izleme hareketidir. Bağlama hareketleri ile anlatılmak istenen uzakta olup yaklaşan veya tam tersi yakında olup uzaklaşan cisimlere gözün odaklanma hareketidir ve süresi ortalama 160 ms’dir. Denge hareketi, süresi 100 ms olan ve kafa hareketi sırasında bakışların sabit olmasını sağlayan harekettir. Akomodasyon ise uzak bakıştan yakın bakışa veya yakın bakıştan uzak bakışa geçiş hareketi olup bu hareketin süresi 560-640 ms arasında değişmektedir.

Ofsayt pozisyonu sırasında yan hakemin doğru karar verebilmesi için aynı anda 5 farklı nesneyi tespit edebiliyor olması gerekir. Bu beş nesne defans yapan iki oyuncu, ofsayt pozisyonunda olup olmadığına karar verilecek olan hücum oyuncusu, bu oyuncuya topu atan takım arkadaşı ve toptur. Yan hakemin doğru karar verebilmesi için  saniyeler içinde bu beş nesneyi, birbirlerine göre pozisyonlarını doğru açıdan ve eksiksiz tespit etmesi gereklidir. Yan hakemin pozisyonu doğru yorumlaması için yukarıda sözü edilen göz hareketlerinin tümünü yapması şarttır. Bu nedenle gereksinim duyulan süre, bu hareketler için gereken zamanın toplamı kadardır ve beş nesnenin birbirlerinden uzaklığı bu süreyi etkilemektedir. Oyun bu toplam süreden daha hızlı oynanmışsa zavallı hakemin pozisyonu yorumlaması neredeyse imkansızlaşır. Ofsayt yorumunun  yaklaşık 3200 metrekare olan defans yarı sahası içinde yapılması zorunluluğu düşünüldüğünde doğru karar vermenin zorluğu daha da anlaşılır. Bu durum, yan hakemlere bir çok pozisyonda gözün normal fizyolojisinin altından kalkamayacağı ağır bir sorumluluk yüklemektedir. Hele bir de hakem pozisyon sırasında başını çevirmek zorunda ise doğru yorumlama çok daha zorlaşmaktadır. Doğru yorum için ideal pozisyon, sözü edilen dört oyuncu ve topun tümünün hakemin görüş alanı içinde olduğu ve hakemin pozisyonu yorumlamak için başını çevirmesinin gerekmediği pozisyondur.

Maruenda, yazısının sonunda televizyon görüntülerinin ve modern teknolojinin tıpkı Amerikan futbolunda olduğu gibi hakem kararlarına yardımcı olmak amacıyla maç sırasında kullanılabileceği fikrini ortaya atmaktadır. Maruenda’nın yazısından söz ettiğim UEFA Asbaşkanı Şenes Erzik’in oğlu, sevgili Dr. Can Erzik bu öneriyi ilk duyduğunda yüzünü buruşturdu ve “böyle oynanan ve pozisyonların değerlendirmesi için devamlı duran bir maçı izlemek istemem” dedi, aslında haklıydı. Böyle bir maç izlemeyi ben de hiç istemezdim.

Sanırım futbolu seyredilir kılan halen sadece insan ile yani onun fizyolojik yetenekleri ve anatomik özelliklerine dayanarak oynanıyor olmasıdır. Bu bakış açısı ile değerlendirildiğinde ise hakemin pozisyonları anında değerlendirmesi kuşkusuz ki futbolun seyredilebilirliğini arttıran bir faktördür ve bu sırada hata yapmak da kaçınılmazdır. Ancak futbol seyircisinin benimle aynı fikirde olmadığına eminim. Onlar hakemlerin kusursuz biyolojik robotlar olduklarına inanmaya ve her yanlış kararın altında bir “bit yeniği” aramaya devam edeceklerdir. Yani, hatalı hakem kararlarına en ufak bir hoşgörünün bile esirgendiği bu sektörde yan hakem ve onun zavallı gözlerinin daha çok  uzun bir süre futbolun kurbanı olmaya devam edeceği kesindir.

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir