Bayram tatili için Ayvacık Sokakağzı’ndaydım. Liman içinde, antik limana ve Midilli’ye bakan Bergos Liman Konukevi’ndeyim. Konukevi’nin sahipleri Dr. Metin Arıburnu, eşi eczacı Şermin hanım ve ekibinin samimi, dost yaklaşımıyla tarladan toplanan domatesleri, biberleri, kavunları, ağırlığı 6 kg’a ulaşan Sinarit balığını, tadına doyulmaz neredeyse yarı canlı dil balığını, denizden yeni çıkmış ahtapotu, kalamarı, taş fırında pişen mis kokulu ekmekleri, Ağustos böceklerinin ve rüzgarın müziği eşliğinde yedik içtik, tertemiz denizine girdik. Tarçın ve karanfil kokan çayları yudumlarken dostluğun, doğanın bir parçası olmanın zevkini yaşadık. Ama bu teknoloji acayip bir şey, “facebook” insanın yaşamının her yerinde, doğanın en uç köşesinde bile sizi buluyor ve yaşamın içine geri gönderiyor. Bu tatil süresinde de öyle oldu.

 

Tatilde “facebook” sayfamdan bir paylaşımda bulundum, konu LYS sınav sonuçları ve mensubu olduğum Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi ile ilişkiliydi. Paylaştığım bilgi özetle şuydu;

 

“ 2014 LYS sonuçlarına göre Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi; tam burslu olarak 15 öğrenciyi 572.4 – 541.9, yarım burslu 25 öğrenciyi ise 541.4 – 508.6 arası değişen puanlarla kabul etti. Buna göre tam burslu öğrenciler LYS sıralamasında ilk 100, yarım burslular ise ilk 2000 içinden seçildi.”

 

O zaman da belirttim; bu yazıyı Koç Üniversitesi Tıp Fakültesinin bir mensubu olarak “böbürlenmek” için yazmadım.

 

Henüz 5 yıllık bir geçmişi olan fakültemizin ilk sıraya oturmasının tek başına bizim başarımız ile açıklanamayacağını, hatta tek başına henüz bir başarı bile sayılamayacağını biliyorum. Bana göre bu durum ülkemizde Devlet Üniversitesi ve Tıp Fakültelerinin kan kaybediyor olduğunun bir kanıtıdır. Hem babamın, hem benim mezun olduğumuz asırlık fakültemizin henüz mezun vermemiş 5 yıllık bir fakülteye geçilmesi benim için sadece bir üzüntü kaynağıdır.

 

Gelelim tartışmaya…

 

Konu ile ilgili olarak yaklaşık 200 yorum yapıldı. Bunların bir bölümü ön yargılı ve kulaktan dolma bilgilerle yapılmış yorumlardı, ancak geriye kalanlar önemliydi.     Konunun kamuoyu önünde ve açıkça tartışılmasında son derece büyük yarar görüyorum. Bence başlangıç olarak temel tartışma konuları şunlar olmalıdır.

 

1- Özel Üniversitelerin kamu üniversitelerini zorlamasının nedenleri nelerdir? Kamu üniversitelerindeki kan kaybını durdurmak, üniversite hastanelerinin hizmet hastanesi değil “eğitim” ve “akademik üretim” yerleri olduğunu yöneticilerimize hatırlatmak, çok değerli öğretim üyelerinin motivasyonlarını yükseltmek için neler yapılmalıdır? Bu kurumlarda kadrolaşma girişimleri var mıdır, varsa nasıl önlenebilir ? Devlet üniversitelerini LYS’de başarısız gösteren, şişirilmiş öğrenci sayıları nasıl azaltılır ve eğitimleri nasıl verimli kılınır ?

 

2- Yeni kurulan özel Fakültelerin LYS başarıları değerlendirilirken en yüksek değil, en düşük-ortalama puanlara bakılmalıdır. Örneğin en yüksek puanlı girişin mesela 580 olduğu, bu puanlarla bir kaç çok iyi öğrencinin alındığı ama en düşük puanın mesela 350, öğrencilerin ortalama puanının mesela 400 civarı olduğu bir fakültede bu heterojen öğrenci topluluğu ile hangi standartta hekim yetişecek ?

 

3- Öğrencileri ikna etmek için tam burs dışında yapılan promosyonlar – eğer böyle durumlar varsa – sorgulanmalıdır. Henüz eğitim çağındaki parlak beyinlerin gelecek kararlarını “sübjektif” biçimde etkileme çabaları sınırlandırılmalıdır.

 

4- Henüz akreditasyonunu tamamlamamış bizim gibi genç Tıp Fakültelerinin kaliteleri hakkında karar vermeden temel alt yapı ve öğretim üyesi kadrolarına,  vizyonlarına, finansal destek ve bu desteklerinin sürdürülebilir olmasına, hastanelerine, bir kaç yıllık LYS başarılarına bakılmalıdır. Daha da önemlisi eğer verdiyse mezunlarının ve öğretim üyelerinin hekim ve/veya bilim insanı olarak üretkenlikleri, mesleki becerileri, uluslararası alanlarda kabul görmeleri ve tıp eğitimlerinin kalitesi göz önünde tutulmalıdır. Yeni açılan özel ve kamu üniversitesi Tıp Fakültelerinin önemli bir kısmı “sürdürülebilir” değildir, fakülte kurulmasına izin verilirken bu hususun dikkate alınması diğer önemli noktadır.

 

6- İster kamu, ister özel olsun tüm fakülteler arasında işbirliği arttırılmalıdır.

 

Bu konuya devam edeceğim. Lütfen düşüncelerinizi bana yazınız.

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir