Plasebo konusunda çok konuşuldu ama onun kötü kardeşi Nosebo daha az biliniyor. Nosebo ilk kez 1990’lı yıllarda popüler olmaya başladı ve son zamanlarda popülaritesi iyice arttı. Noseboyu tanımlamaktan çok bir örnek üzerinden açıklamak sanırım daha kolay anlaşılmasını sağlayacak.

Şiddetli baş ağrısı olan birine kırmızı kapsüller içine nişastayı doldurup “bu çok etkili bir ağrı kesicidir” diye anlatıp verirseniz ve kişinin bu kırmızı ilaçlar sonrasında baş ağrısı kesilirse bu etkiye “plasebo etkisi” ismi verilir.

Eğer bu kişiye bu kırmızı renkli nişasta içeren kapsülleri verip “bu çok etkili bir ağrı kesicidir ancak hastaların bazılarında şiddetli mide ağrısına neden olur” derseniz ve bu kişide nişasta içeren kapsülleri içtikten sonra mide ağrısı olursa bu etkiye de “nosebo etkisi” denir.  

Emosyonel durum ile yakından ilişkili olduğu bilinen fibromiyalji ve migren ile ilişkili plasebo çalışmaları, nosebo konusunda ilginç verilere ulaşmamızı sağladı.

Plasebo etkili ilaçların kullanıldığı bir Fibromiyalji çalışmasında, çalışmaya katılan hastalarının %11’i yan etkiler nedeniyle plasebo ilaçları bırakmak zorunda kalıyor. Migren hastaları ile yapılan bir başka çalışmada ise plasebo ilacı bırakma oranını %4’ü buluyor.

Dikkatinizi çekerim, sözünü ettiğim sıradan yan etkiler değil, ilacı bıraktıracak kadar katlanılamaz yan etkiler..!

Tüm plasebo çalışmalarında plasebo ilaçların yan etkileri yani nosebo etkisi nedeniyle ilaç bırakma oranları %4-%26 arasında değişiyor.

Başka bir klinik çalışmada iyi huylu prostat büyümesi olan hastalar üzerinde Finasteride isimli bir ilacın etkinliği deneniyor. Hastalardan bir gruba ilacın seksüel fonksiyon bozukluğu  yapabileceği anlatılıyor, diğer gruba ise bu yan etki hakkında hiç bir bilgi verilmiyor. Bilgilendirilen grupta söz konusu yan etki %44 oranında ortaya çıkıyor. Buna karşılık bilgilendirme yapılmayan grupta oran %15’de kalıyor. Yani bir anlamda hastalara yan etki anlatılarak bu yan etki onların “akıllarına düşürülmüş” oluyor.  Yani anlattığınız hikayeye zihniniz inanırsa, bedeninizi de inandırıyor.

Nosebo etkisi ilk bakışta eğlenceli bir konu gibi ama aslında değil.

Her şeyden önce hem plasebo hem de nosebo etkisinin bilimsel olarak son derece karmaşık olması ve bilimin zihin beden ilişkisini anlamaktaki zorluğu hiç eğlenceli bir konu değil. Kanımca modern tıbbın bilimsel olarak çözmesi gereken önemli bir etki plasebo-nosebo etkisi. Bu etkinin şifreleri çözülemedikçe tıpta ilerleme de daha az inandırıcı kalacak diye düşünüyorum.

Konunun ikinci önemi ise bu ilişkinin hem klasik hem de alternatif tıp alanında yarattığı sosyal ve ekonomik etki. Bir örnek vermek istiyorum.

Laktoz intoleransı bir disakkaridaz enzim eksikliği ve karında şişkinlik, ağrı, bulantı gibi bulgularla seyreden bir hastalık. Bu kişilerin süt ve ürünlerinden uzak durmaları ve laktoz içermeyen özel besinlerle beslenmeleri gerekiyor.

Laktoz intoleransının sıklığı genel olarak bakarsak dünyada %70-75 oranına ulaşıyor. Yani her 4 kişiden 3’ünde laktoz intoleransı saptanıyor.

İtalyan bilim insanları laktoz intoleransı olan ve olmayan iki grup denek üzerinde bir çalışma yürütmüşler. Bu çalışmada laktoz intoleransı olan ve olmayan gruplara laktoz verdiklerini söyleyerek aslında onun yerine glikoz vermişler. Laktoz intoleransı olan grupta %44, olmayan grupta ise %26 oranında yukarıda saydığım karında şişkinlik, bulantı gibi bulgular ortaya çıkmış.

Tehlikeli değil mi? İnsanların beynini aldatın, beyin de yönettiği bedenleri aldatsın.

Şimdi gelelim esas sorulara.

Eğer insanların zihinleri bedenlerine hükmediyorsa, insanların zihinlerini ele geçirerek bedenlerinde olmasını istediklerinizi belirleyebilir misiniz?

Yani yoktan hastalık yaratıp, onları etkisi olmayan ilaçlarla iyileştirebilir misiniz?

Ya da belli hastalıklarda etkisi olmayan bir takım tedavi yolları ile aslında tedavi etmeden tedavi ediyormuş gibi yapabilir misiniz?

Soruyu biraz daha açayım.

Acaba alternatif tıp ve klasik tıbbın uygulayıcıları, olmayan hastalık ve olmayan tedavilerle para kazanırken zihin-beden ilişkisinin ürünü plasebo ve Noseboyu kullanıyor olabilirler mi?

 

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir