İspanyol gribi konusunda yaptığım ilk yazının sonunda Atatürk’ün de İspanyol gribine yakalandığını yazmıştım. Devam edeyim.

Sevgili dostum Turgut Gürer, yazdığı “Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer” isimli kitabında dedesi Cevat Abbas’ın ağzından şunları aktarıyor.

Atatürk, Almanya seyahati sırasında bir üşüme neticesinde böbreklerinden rahatsızlanmıştı. İstanbul’a avdetinde (dönüşü) yatacak kadar rahatsızlığı ilerledi. Birkaç gün tedaviden sonra hastalığın önüne geçilmişti. İyileştiği günlerden birinde, ziyaretine gelen Sahra Sıhhiye Müfettişi General merhum Süleyman Numan’ın delaletiyle (aracılığı ile) Karlsbad’a 1000 lira hususi harcırah ile gönderildi.

Mustafa Kemal’in, Vahdettin ile birlikte Almanya gezisi sırasında hastalandığı biliniyor. Bunun İspanyol gribi olduğunu düşünmek için bir nedenimiz yok. Nitekim bu gezi salgının başlamasından önce bir tarihte, 15 Aralık 1917-4 Ocak 1918 tarihleri arasında yapıldı.

Atatürk’ün Karlsbad’a gönderilmesi aslında Almanya dönüşünden birkaç ay sonradır. Atatürk, 27 Mayıs 1918’de önce Viyana’ya gitti, 30 Haziran 1918’de ise Viyana’dan trenle – günümüzde Çekya sınırları içinde ve şimdiki ismiyle Karlovy Vary- ünlü kaplıca kenti Karlsbad’a geçti. Karlsbad’da kaldığı Carlsbad Plaza’daki odası, Türk turistler tarafından sık ziyaret edilen yerdir.

Gazi Mustafa Kemal, bu otelde bir süre dinlendi ve 27 Temmuz 1918’de Karlsbad’tan ayrılıp yeniden Viyana’ya geçti. Söylenen o ki; İspanyol gribine bu sırada yakalandı.

Atatürk, 1926’da Falih Rıfkı Atay’a bu olayı şöyle anlatmış;

Viyana’da hiç kalmaksızın seyahatime devam etmek niyetinde iken o zamanın çok yaygın ve öldürücü bir hastalığına, İspanyol Nezlesine yakalanarak bir müddet Viyana’da kalmaya mecbur oldum.

Kaynaklar, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk salgın sırasında hastalandıktan sonra üçüncü salgın sırasında İspanyol gribine yeniden yakalandığını düşündürüyor.

Cemal Kutay’ın Atatürk’ün Samsun’a hareketinden önce Beşiktaş’ta, Akaretler’deki evinde hasta ile ilgili yazıları bulunuyor.

Cemal Kutay, ” Sohbetler ” isimli eserinde Mustafa Kemal’in Samsun’a gitmeden önce İspanyol gribi geçirdiğini, yaveri Cevat Abbas Gürer’in söylediklerine dayandırıyor.

Samsun’a hareket hazırlığında idik. Atatürk bir müddettir rahatsızdı. Oldukça ciddi olan ve o zaman pek korkulan İspanyol nezlesini Beşiktaş’ta, Akaretler’deki evinde atlatmıştı.”

Meraklılar için Dr. Özata’nın “Atatürk ve Tıbbiyeliler” kitabı iyi bir kaynak olabilir. Özata da Atatürk’ün İspanyol gribine yakalandığını detaylı biçimde anlatıyor.

İspanyol gribi salgınının ne zaman başladığı tam olarak bilinmiyor ancak resmi tarih 1918 yılının Mart ayıdır. Mart 1918’de, ABD Arkansas eyaletindeki Fuston Askeri üssünde kayıtlara geçen ilk olay yaşanıyor.

Yazılanlara göre üssün aşçısı, o gün kendisini kahvaltı hazırlayamayacak kadar hasta hissediyor. Ateş, boğaz ağrısı ve kas ağrıları var. Revirdeki hekim ona yatak istirahati öneriyor.  Aynı gün birçok asker aşçıya benzer yakınmalarla revire başvuruyor, sayı kısa sürede 500’ü geçiyor. Gribe yakalanan askerlerin 48’i zatürre nedeniyle hayatını kaybediyor. Aylar içinde hastalık tüm ABD’ye yayılıyor.

Sokağa çıkma yasakları, karantina, maske gibi bugün ne tartışılıyorsa, eksiksiz hepsi o dönemde de tartışılmıştır. O zamanların ünlü sloganı “maske tak, yaşamını kurtar” idi. Tüm toplu törenler, cenazeler, gösteriler, her şey yasaklanmıştı.

Tartışmalar ve öneriler bugünkülere benzerdi. Sokağa çıkma yasağı ekonomik kaygılarla tam uygulanamadı. Toplu yerlerde maske yasağı süreç içinde gevşedi. Ancak temas artıp önlemler azalınca yeniden enfeksiyon riski arttı. İkinci dalga ilkinden çok daha haşin bir şekilde yeniden geldi.

İspanyol gribinin bir diğer özelliği de hastalığa yenik düşen kişilerin evlerine asılan çelenklerdi. Tüm ABD’de kapılar beyaz çelenkler ile dolmuştu ve her 4-5 evden birinde mutlaka beyaz çelenk dikkati çekiyordu.

İspanyol gribinin insan yaşamına etkileri derin oldu. Sosyal Darvinizm ve Öjeni çöktü, fakirlerin daha çok ve kolay ölümü adil dünya talebi arttırdı, özellikle Almanya ve İtalya’da işçi eylemler arttı. Hiçbir şey pandemi öncesi gibi kalmadı.

Devam edeceğim…

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir