Her zaman beni rahatsız eden konulardan biridir.

Kuşaktan kuşağa ve yıllar içinde sonraki nesillere aktarılan ancak bilimsel çalışmalar ile doğrulanmayan kimi moleküller, acaba gerçekten söylendiği gibi kanser tedavisinde işe yarıyor olabilir mi?

Bu soruyu kendime soruyor olmamın temel nedeni ilaç sanayinin koşulsuz olarak ticari kaygılarını öne çıkartıyor olması.

Şunu demek istiyorum, acaba gerçekten ucuz moleküllere gereken önem verilse ve gereken nitelikte, tatmin edici klinik çalışmalar yapılsa kanser tedavisinde bilimsel olarak etkisiz görünen kimi ilaçların aslında etkin olduğu gösterilebilir mi?

İlaç firmaları temelde ticari kuruluşlardır ve konudan uzak durmalarını anlıyorum ancak akademi neden bu konuya duyarsızdır?

***

Son yıllarda bir çok kanser türünün yaşlı hastalarda gençlere göre daha iyi seyrettiği fark edildi. Bunun nedeni olarak bir çok faktör ileri sürüldü ama en şaşırtıcı olanlardan biri şuydu.

Yaşlı hastaların gençlere göre kanserlerine eşlik eden bir çok başka hastalıkları vardı – şeker hastalığı, kan yağlarında yükseklik vb – ve bu nedenle bir çok ilaç kullanıyorlardı

Acaba yaşlılarda sık kullanılan ilaçlardan bazıları aynı zamanda anti- kanser etki de gösteriyor olabilirler miydi?

Yaşlılarda sık görülen tip 2 şeker hastalığının tedavisinde en sık kullanılan ilaç metformin isimli bir şeker ilacı. Bir çok kişi sadece şeker hastalığı için değil, insülin direnci ve aşırı kilolarından kurtulmak için de bu ilacı yaygın olarak kullanıyor.

Metformin ile yapılan klinik öncesi çalışmaların bir çoğu, bu ucuz ilacın anti-kanser etki gösterdiğini ortaya koydu. Gözlemsel klinik çalışmaların da önemli bir kısmı bu bulguyu doğruladı.

Yani metformin anti-kanser etki gösterebiliyordu.

Konuya ilgi duyanlar için “Current Drug Metabolism” isimli dergide bu yıl çıkan makaleyi öneriyorum.

“Annals of Translational Medicine” isimli dergide çıkan başka bir makale, ilacın sadece kanser tedavisinde değil ama kanserden korunmak amaçlı da kullanılabileceğini düşündürüyor.

Bu makaleye bakarsanız, klinik çalışmalar, Metformin kullanımının meme, pankreas, kalın bağırsak ve karaciğer kanseri başta olmak üzere bir çok kanserin tedavisinde ve korunmasında etkili olabileceğini gösteriyor.

İkinci makalenin yazılma tarihi 2014, ilkinin ise 2018’dir. Yani bu iki makale arasında 4 koca yıl var.

Bu koca 4 yılda neden çok az klinik çalışma yapıldı ve neden bilim insanları bu kadar ucuz ve ulaşılabilirliği kolay olan bir molekül – hele bir de  anti-kanser etkisini düşündürecek bunca yazı varken – ile klinik çalışma yapmak istemedi?

Yanıtını siz de ben de biliyoruz.

Çünkü Metformin’in anti-kanser etkinliğinin net bir biçimde kanıtlanması kimseye para kazandırmaz. Bu nedenle çalışma yapılmasına izin verilmez, yapılması teşvik edilmez, sponsor olunmaz. Sonra da birisi “ama bu ilacın anti-kanser etkisi olabilir” dediğinde “bununla ilgili hiç bir bilimsel veri yok” yanıtı verilir.

Peki ne yapmalı?

Önerim şu;

Bizim gibi kaynakları kısıtlı ülkelerin sağlık otoriteleri en azından ulusal veriler ile, iyi ve güvenilir klinik çalışmalar yapmalı, sonuçlarına göre kanser tedavi politikalarını belirlemelidir.

Peki bu mümkün mü?

Çok zor..!

Bir yanda dünyanın en büyük üçüncü sektörü olan ilaç sektörü, diğer yanda hastaların ve toplumun kendi sağlık otoritelerine karşı güvensizliği ve akademinin çok önemli oranda ilaç lobilerine teslim olmuş halleri göz önüne alınırsa zor değil aslında imkansız bu.

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir