Sosyal medyanın inanılmaz bir gücü var.

Eminim bu yazıyı okuyanların önemli bir bölümü sosyal medyada yayınlanan ve Marlboro’nun yeşil renkli filtreler ile 2017 yılında ABD’de bazı eyaletlerde “marijuana” satmaya başlayacağını anlatan kısa filmi görmüştür.

Film gerçeği anlatmıyordu, “yalan” idi yani, ama marijuana satışının birçok ülkede serbest olduğu gerçekti. ABD’de bazı eyaletlerde, Arjantin, Avustralya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Ekvator, Hollanda, Estonya, Hindistan, Brezilya, Hırvatistan gibi kimi ülkelerde satışı ve tüketimi yasal veya yasal olmasa bile denetimi son derece gevşek ve cezaları çok hafif.

Neden her geçen gün dünyada marijuana yani “esrar” satışı yaygınlaşarak serbest bırakılıyor peki?

Sorunun yanıtını vermeden önce bazı hatırlatmalar yapayım.

Kadınlar 20. yüzyılın başlarında güzel görünmek için yüzlerine radyoaktif maddeler sürerler, gece davetlerde pırıl pırıl parlarlardı. Aynı dönemde anlı şanlı reklamlara kanan kimi kadınlar X-ışınları kullanarak rahatsız oldukları tüylerinden kurtulabiliyorlardı. Bu zavallı kadınların önemli bir bölümü zararsız olduğu söylenen bu “kozmetik” yöntemleri kullanmanın bedelini “kanser” olarak ödediler.

Leonardo Fioravanti isimli bir hekim 1582 yılında “Herkes sigara içmelidir. Tütün bu yüzyılda tanrının insanlara bir lütfudur” diyordu. İkinci Dünya Savaşı sırasında cephedeki askerlerin sloganıydı; “We need tobacco as much as bullets” (Kurşuna olduğu kadar tütüne de ihtiyacımız var).

Dünya erişken nüfusunun %80’e yakını 1943 yılına gelindiğinde sigara içiyordu.

Sonra ne oldu?

İnsanlık sigaradan kurtulma savaşı vermeye başladı.

Benjamin Franklin Üniversitesi’nde görevli Lutz Schmidt’in araştırması, sigarayı bırakmak isteyenlerin %35’inin bir yıl içinde en az 5 kez sigara bırakmayı denediklerini ortaya koyuyor.

Sigara içen her iki kişiden biri sigaraya bağlı bir dert ediniyor, her dört kişiden biri sigaradan ölüyor.

Madde bağımlılığı, yıllarca hep gelişmiş ülkelerde “marjinal yaşam” süren toplulukların bir sorunu gibi değerlendiriliyordu. Bizim gibi ülkelerde kapalı aile içi ilişkiler, gelenekler ve dinin rolü madde bağımlılığından bireyleri koruyor sanılıyordu.

Hatta övünerek şu söylenirdi; madde bağımlılığı inançsız, yalnız, kapitalist üretim ilişkileri arasında ezilen batılı insanlara özgü bir sorundur.

Oysaki gerçekler hiç öyle değil.

Yapılan çalışmalar, körfez ülkeleri, Asya ve orta Asya ülkelerinde de madde kullanımı ve bağımlılığının hızlı bir biçimde arttığını gösteriyor. Amfetamin, amfetamin türevleri, ecstasy benzeri ilaçlar sözü edilen bu bölgelerde daha fazla tüketilmeye başladı.

Bütün dünya ölçeğinde değerlendirildiğinde amfetamin, amfetamin türevleri, ecstasy benzeri ilaçların piyasa değeri 65 milyar doların üzerinde.

Dünyanın en büyük amfetamin tüketiminin Suudi Arabistan’da olduğu söyleniyor.

İnanılması güç ama 2006 yılı verileri göz önüne alındığında sadece Suudi Arabistan’da amfetamin kullanımı 12 ton civarındaydı. 2016 yılında 4 ay içinde Suudi Arabistan’da 26 milyon amfetamin tableti ele geçirildi.

Sorumuz neydi?

“Neden her geçen gün dünyada marijuana yani esrar satışı yaygınlaşarak serbest bırakılıyor?”

Yanıt ne kadar açık değil mi?

Yine küresel güç sıradan insanı esir alacak, onları kendisine daha da köle yapacak, sağlığını daha da bozacak ve kendisine yeni pazarlar açacak bir planı daha uygulamaya koymaya çalışıyor.

Benim gözümde “esrar” ile ilgili yazılanların tümü bu tezgahın parçalarıdır.

Sigara kanser ilişkisini gösterebilmek tıbbın 40 yılını aldı, anlaşılan kapitalist dünya modern tıbba çözülecek yeni sorunlar yaratmaya devam ediyor.

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir