Ayhan Çavdar Okçuoğlu öğretmen ile ilk karşılaşmam 1986 yılındaydı.

Ankara Tıp Fakültesinde öğrenciydim ve pediatri stajındaydık. Ayhan Öğretmenin dersinin olduğu gün bölüm çalışanlarında, asistanlarda büyük bir telaş olduğunu hatırlıyorum.  

O zamanlar neden bu kadar büyük bir heyecan yaşandığını tam anlayamamış hatta anlam da verememiştim.

Ders saati amfideki yerlerimizi aldık, dersin ismi “Çinko” idi. Tam iki saat boyunca Ayhan hocanın gerçekten de biraz yukarıdan, biraz –nedense- bizi ürküten tavırlarından, bilgisinden, onları anlatırken ki karizmasından etkilenmiştik, gizliden gizliye derin bir hayranlık duymuştum.

Aslında sadece çinko anlatmıyordu, bilimsel yayınların gerekliliğinden, bilim üretmeden bir yere varılamayacağından, eğer bulduklarımızı bilimsel dergilerde yayınlamazsak yaptığımız işin bir değerinin olmayacağından söz ediyordu.

İyi anımsıyorum, Prasad Sendromunu örnek  vermişti.

Prasad Sendromu, büyüme geriliği, karaciğer dalak büyüklüğü, üreme organlarında fonksiyon bozukluğu, toprak yeme, demir ve çinko eksikliğinin beraber görüldüğü, ince bağırsaklarda anormallikler ile karakterize bir sendromdu.

Ülkemizde bu Sendrom, Tayanç-Prasad sendromu olarak bilinir. Ama uluslararası literatüre bakarsanız bu sendromun tek ismi vardır ve o da Prasad Sendromudur. Yani dünya, bu sendromu Prassad’dan çok daha önce tanımlayan Dr. Memduh Tayanç’ı hiç bilmez.

Hikayenin aslı şudur.

Dr. Prasad, İran’da henüz 21 yaşında olan ve yukarıda saydığım klinik özellikleri taşıyan bir genç fark eder ve ondaki gelişme geriliğinin nedeninin çinko eksikliğine bağlı olabileceğini gösterir. Bu gence çinko tedavisi verildikten sonra tüm yakınmalarının kaybolduğu görülür. Dr. Prasad, bu bulgularını bir bilim dergisinde yayınlar ve dünya literatüründe bu sendrom, “Prasad Sendromu” olarak tarihe geçer.

Prasad’ın bu bulguları yayınladığı tarih 1963 yılıdır. Makalenin tam ismi “Zinc metabolism in patients with the syndrome of iron deficiency anemia, hepatosplenomegaly, dwarfism, and hypognadism” olup makale J Lab Clin Med’de yayınlanmıştır.

Oysa söz konusu klinik tabloyu, daha önce 1943 yılında ve Prassad’dan yıllar önce İç Hastalıkları uzmanı olan Dr. Memduh Tayanç, bir Türk Tıp dergisinde yayınlamış ve hastalığa “Tayanç Sendromu” ismini vermişti.  (Tayanç M. Toprak yeme anemileri münasebetiyle. Türk Tıp Mecmuası 1943;16:5167.)

Sevgili öğretmenimiz Prof. Dr. Ayhan Çavdar, 1980’li yıllarda, Türkiye daha bilimsel makale yazmak ne demek onu bile henüz tam çözememişken, bizlere uluslararası makale yazmanın ne kadar önemli olduğunu, Türkçe ve Türkiye için yazılan makalelerin aslında birilerine akademik unvan ve öncelik sağlamak dışında hiç bir bilimsel işe yaramadığını anlatmıştı.

Ayhan Öğretmen gerçek bir “Cumhuriyet” projesiydi.

Yıllar sonra onunla her karşılaştığımızda, ben hep Tayanç-Prassad Sendromunu ve o soluksuz izlediğim iki saatlik dersini hatırlardım, hep biraz çekingen olurdum karşında, o da bana o karşı konulmaz karizmasıyla önceleri Cumhuriyet Bilim Teknoloji, sonraları da Herkese Bilim Teknoloji Dergisi’ni sorardı. Yazdıklarımdan, Türkiye’den konuşurduk ayak üstü.

Onun Türkiye Bilimler Akademisi ilk başkanı ve şeref üyesi olarak yazdığı istifa mektubu, Türk bilim tarihinde bir ibret vesikası olarak yer etmiştir.

Eğer bu mektubu okumayanınız varsa mutlaka okumanızı öneririm.

Ayhan Çavdar öğretmen ile ilgili olarak HBT dergisinde hem bu, hem de sonraki sayılarda onunla çalışmış olan bilim insanlarının kaleminden yazılar bulacaksınız.   O ve onun gibileri asla unutmamak gerekir, hem kendimiz hem de gelecek kuşaklarımız için.

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir