COVID-19 pandemisi günlerinde hikikomorik olmak…

Pandemi hızını arttırarak ilerliyor ve tartışılan birçok tedavi ve korunma biçimi arasında herkesin hemfikir olduğu bir tek yöntem var: evde kalmak… Ama evde kalmak kolay değil. Gündelik koşuşturmaya ve sosyalleşmeye yatkın insanlık için bu uyulması en zor kurallardan biri haline geldi. Tabii bunun ekonomik nedenleri de var, o başka yazı konusu… Ancak sanırım bu “evde…

Altamiro Mağaraları’nın düşündürdükleri – II

Bir önceki yazımı sorular sorarak bitirmiştim. Sorular sormaya devam ediyorum. Pozitif bilimler ile uğraşanların, öncü bilimsel kimlikleri nedeniyle çağına ve insanlarına karşı sorumluluk ve duyarlılıkları herkesten farklı olmalı mıdır?   Yani bilim insanları yaşadıkları toplumlara karşı diğer insanlardan daha mı çok sorumluluk taşır? Bir Fizik profesörü laboratuvar kapısının tepesine bir at nalı asar. Şaşıran meslektaşları onun…

Altamiro Mağaraları’nın düşündürdükleri – I

2016 yılının en dikkat çeken filmlerinden biriydi. Filmde amatör arkeolog Marcelino Sanz’ın öyküsü anlatılıyordu. Gerçek bir tarihi olayı konu alan bu filmde Sanz, Altamira mağaralarında yontma taş devrine ait bizon resimleri bulur. Bu bulgu bilim insanları arasında tartışma yaratır. Kilise, Darwin’in evrim teorisinin haklı çıkmasından korktuğu için bütün gücüyle Sanz ve ona inanan bilim insanlarına yüklenir.…

Grip aşısı tartışması (3)

Grip aşılarını konu alan yazılarımın sonuncusunda kimleri aşılamalıyız ve grip aşılarının yan etkileri nelerdir sorularının yanıtlarını vermeye çalışacağım. Önceki iki yazımı okuyanlar, grip aşılarının koruyuculuk oranlarının yıllara göre değiştiğini ve en çok yüzde 60’lara kadar yükselebildiğini, bazen bu oranların %10’lara kadar düşebildiğini anımsayacaklardır. Ancak grip aşıları, ihmal edilebilir yan etkileri göz önüne alındığında, tüm eleştirilere rağmen her…

Grip aşısı tartışması (2)

Grip aşılarını konu alan geçen haftaki yazımda grip aşılarının koruyuculuk oranlarının kimi yıllarda gerçekten çok düşük olabileceğini ve aşı tartışması yapılırken bu noktanın önemine vurgu yapmış ve sözü ilaç sektörüne getirerek yazıyı bitirmiştim. Kaldığım yerden devam edeyim. İlaç firmalarının temel amacı “kar etmek” isteğidir. Burada en ufak bir tartışma yok. Tıpkı diğer tüm sanayi kollarında olduğu gibi…

Grip aşısı tartışması (1)

Bir kaç hafta önce aşıları konu alan yazıma gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederim. Yazımda şunları yazmıştım. “Bu aşı karşıtlığı tartışmasının temel nedeni belli ki grip aşıları. Çünkü grip aşılarının koruyuculuk oranları tartışmalı. Ama tartışma bu noktada kalmıyor, çocuk felcinden, hepatit aşısına, tüm aşılar zan altına giriyor. Tartışma bununla da bitmiyor, bilimi kirletenlerin yerine bilimin kendisi tartışılmaya…

Şinasi sendromu – II

Şinasi Sendromu diye adlandırdığım ve rahmetli Serol Teber’in yazdıklarından esinlendiğim yazıya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim. O yazımda Şinasi sendromunu “çaresizlik, sosyal medya veya dost sohbetleri gibi sınırlı ortamlarda kızgınca yapılan eleştiriler, sıradan insanları hırçınca ama sessizce aşağılama isteği, kendini yaşadığı toplumdan soyutlama, yalnızlaşma, yalnızlaştıkça artan kibir, sorunun bir parçası olmaktan çıkıp kader kurbanı olduğuna inanış” olarak…

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 11

Köşemi izleyenler yaklaşık 15 yıldır “akademi-bilim” ilişkisini irdeleyen yazılar yazdığımı bilirler. Daha kısa süre önce HBT’de bu konuda toplam 10 yazı yazmış, hatta çok değer verdiğim bazı meslektaşlarımın tepkisini de almıştım. Bu yazılarıma online üye iseniz HBT’nin web sayfasından ulaşabilirsiniz. Geçtiğimiz hafta San Diego’da Amerikan Hematoloji Derneği’nin yıllık kongresindeydim, kongre izlenimlerim ile 11. yazıyı yazmaya…

Müzik ve sağlık

İnanmayacaksınız yaşım 50’yi geçti ve ben bu yaşta piyano çalmaya merak sardım. Doğrusunu isterseniz başlangıçta olabileceğine pek aklım kesmiyordu ama sabırlı ve iyi bir piyano öğretmeni ve çabayla “eh işte” bir şeyler olabiliyormuş, onu gördüm. Arkadaşlarım, piyano çalmak istememin sağlıklı olmaya çalışmak, bellek fonksiyonlarımı korumak gibi nedenler yüzünden olduğunu sandı. Aslında ilgisi yoktu ama öyle…

Bir zamanlar onlar vardı…

Elimde Ankara Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin kuruluşu ile ilişkili üç tane eşsiz kitap var. Bilenler bilir, ben Ankara Tıp Fakültesi mezunuyum, babam da bu fakülteden mezundu. Ama bu kitapların beni etkilemesi sadece Ankara Tıp Fakültesi mezunu olmamızla ilişkili değil. Kitapları bana öğretmenim Sayın Prof. Dr. Semih Baskan yolladı. Semih Öğretmen bizim hem hocalığımızı…