Gerçek Sonrası veya “Post-Truth”

Geçtiğimiz haftalarda yalan ve narsizm üzerine yazmıştım. Yalan söylemenin ne kadar sıradanlaştığından, eskiye ait en çok utanma duygusunu özlediğimden söz etmiştim. Aslında yalanın, yalancının yüceltildiği bu çağın bir ismi var, “gerçek sonrası” çağı. “Post-truth” çağı veya ismine ister “gerçek ötesi”, ister “post-olgusal” veya isterseniz “gerçek sonrası” deyin, tam bir pandemi gibi tüm dünyayı etkisi altına…

Devamını oku

Çocuk ve Savaş

Prof. Dr. Ilmay Bilge, Türk bilim dünyasının yakından tanıdığı bir isim. Gaziantep’te (Ağustos 2016, Gaziantep’te patlama) yaşananlardan sonra aşağıda paylaştığım metni yazmış. “Bir çocuk, 40 çocuğu öldürdü diyorlar… Canlı bombaymış, kendini patlatmış. Patlamaya hazır çocuk yürekleri var demek ki artık. Katillerinin elinde küçücük çocuk yürekleri yani… Ey dünyanın tüm hesapları! Bugün benim ülkemde toplu mezarlara…

Devamını oku

Kararın Kaderindir…

Kimi zaman tek başına kalmak sohbetlerin en güzelidir. Kimi zaman bu içsel sohbet; yazılanlardan, etrafta konuşulanlardan, insanların birbirlerine söylediklerinden çok daha değerlidir. Hep aynı sözcüklerden, aynı konuşmalardan, aynı süslü, cafcaflı içi boş laflardan, benzer metaforlardan, yanıtları belirlenmiş sorulardan uzak olmak, yıpranmış, içi boş, bulantı yaratan, harap sözcüklerden korunmak iyidir. Kendimizle yaptığımız sohbetler, yaşamın tüm kirlenmişliklerinin…

Devamını oku

İktidar

Benim ne zaman, nasıl olacağını hep sorguladığım bir hedef var bu ülkede. “Güçlü ve lider Türkiye…” Nasıl ve hangi yolla? Milli Eğitim Bakanlığının 2017-2019 yatırım planına göre fen liselerine 109.6 milyon lira, İmam Hatip liselerine 1.7 milyar lira bütçe ayrılmış. Soralım şimdi, bu dengesizliğin “Güçlü-lider Türkiye ” hedefine katkısı nedir? Son dört yıllık Yükseköğretime Geçiş…

Devamını oku

Şinasi Sendromu

Şinasi tarihimizin en saygın ve önemli kişiliklerinden biri. Ama onun bu saygınlığını edebiyatçı kişiliğine bağlamak zor. Hayatında hiç roman yazmamış, yazdığı oyunların da öyle ahım şahım bir yanı yok derler. Osmanlı’da ilk gazeteyi çıkardı ama çıkardığı Tercüman-ı Ahval gazetesinde sadece 6 ay çalıştı. Peki nasıl çok önemli bir tarihi kişilik oluyor öyleyse? Çünkü gelenekçi toplumdan…

Devamını oku

Bir Bayram Yazısı

Kurban Bayramına girerken okuyucularıma sorularım var… Nasıl oluyor da “iyi olun, çalmayın, öldürmeyin, haramdan uzak durun” diyen bir dinin mensupları bunlara inanıyormuş gibi davranarak tam tersini yapabiliyor ve sonra tertemiz kalıp inançlarını sürdürebiliyorlar? Bir yandan “Allah’a, ahiret gününe, bütün günahların hesabının sorulacağına” inanıyorken nasıl yalan söyleyebiliyor, insan hakkı yiyebiliyorlar? Bence bu soruların tam da tartışılma…

Devamını oku

Umut

Bu köşeye yazdığım son yazının üzerinden bir ayı aşkın bir süre geçti.… Son yazım tekrarlanan ve olağanüstü koşullarda gerçekleştirilen genel seçim sonraydı. O zamandan beri yazamadım. İş güç filan yüzündendi, umutsuzluğa kapılmadım hiç, “öğrenilmiş çaresizliğim” yoktu. Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar ‘da yazdıklarıydı belki yazmamı engelleyen bir tek, bilmiyorum. “Konuşmamak ne iyi, bir bilsen. İnsan elbette…

Devamını oku

İkinci Yılın Sonunda Gezi ‘nin Düşündürdükleri

Bugün Mayıs ayının 31. günü, vapurlara binmek, toplu taşıma araçları kullanmak yasak. Bir araya gelmek yasak. Bu tarih Gezi olaylarının 2. yılı çünkü. Bu ülkeye hükmedenlerin içlerine ilk korku kıvılcımının düştüğü gün, bu ülkenin aydınlık yüzünde umudun ağardığı gün. Çünkü; iki yıl önce bugün hiç beklemediğimiz bir anda bu ülkede hayatımız değişiverdi… Çapulcunun biri o…

Devamını oku

İki Kayıp ve Entellektüel “Ahlak”

İki gün arayla can dostum Dr. Kurtuluş Alp’i, sonra da sevgili arkadaşım Prof. Dr. Işıl Barlan’ı kaybettik. İkisi de çok dürüst, çalışkan ve onurlu sağlık emekçileriydi. Kurtuluş Alp benim ihtisas yıllarımda ev arkadaşımdı. Kurtuluş, benim için entelektüel ahlakın, yani hiç bir inanç sisteminin zorlaması olmadan ahlaklı ve iyi olabilmenin çok somut bir örneğiydi. Ahlak anlayışı,…

Devamını oku

Doğum Yılımız Karakterimizdir…

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım yakınıyordu. “Babamın yanında sigara içemezdim, oğlumun yanında da içemiyorum.” Eğer kuşaklar arası farklılıkları göz önüne alırsanız normal bir durum bu. Gelin bir göz atalım şu kuşaklara. Bilim insanları, kuşakları 5 gruba ayırıyor. En eski kuşak 1940’lı yıllar ve öncesinde doğanların oluşturduğu “Veteran kuşağı”. Bu kuşak 2. Dünya savaşını, Cumhuriyetin ilk yıllarını…

Devamını oku

Hipokrat ve Hemşehrileri

İsmi Hipokrat, tıbbın babası, Anadoluluların 2500 yıl önceki hemşerisi. Hayatında hiç Atina’yı görmemiş, mesleğini Bodrum’un karşısındaki Kos adasında ve Ege’de sürdürmüş biri. Tüm dünyada, yeni mezun olan hekimler onun andıyla ilk adımlarını atarlar meslek yaşamlarına. Özgün Hipokrat Andı şöyle başlar. “Hekim Apollon, Asklepius, Higiya, Panacea üzerine ve bütün Tanrı ve Tanrıçaların huzurunda yemin ederim ki,…

Devamını oku

Biber Gazı..!

16 Mart Halepçe katliamının 26. yıldönümüydü. Bu tarihte Irak’ın sabık devlet Başkanı Saddam Hüseyin, “hardal gazı” kullanarak yüzlerce insanın ölümüne neden olmuştu.   Hardal Gazı bir biyolojik silah olarak ilk kez Birinci Dünya savaşında kullanıldı. Vietnam ve İkinci Dünya Savaşı dahil izleyen bir çok savaşta da kullanılmaya devam edildi. İkinci Dünya savaşı sırasında ABD’li bilim…

Devamını oku

Cahillik ve Güç Üzerine

“Cahil bir toplum özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse bile hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder. Cahil bir toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen bir adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır.” Nietzsche söylemiş bu sözü. İlk okuduğumda hiç hoşlanmadım bu sözden. Bu sözlerin doğruluğuna inanmadığım için değil, ancak “seçmek” yerine…

Devamını oku

Yeni Tümör Aşısı CimaVax-EGF ve Düşündürdükleri

Geçtiğimiz günlerde Küba’lı bir bilim kadını tarafından geliştirilen CimaVax-EGF isimli tümör aşısı çok konuşuldu. Akciğer kanserinin oldukça yaygın olduğu Küba’da aşının özellikle yoğun tedavi alamayan hastalarda yaşam süresini uzattığı ileri sürülüyor. İlacın etkinliğinin test edildiği 7 farklı klinik çalışma, Küba dışında Kanada ve İngiltere’de de yürütülüyor ve CimaVax-EGF 700’ü aşkın hasta üzerinde deneniyor. İlaç sadece…

Devamını oku

Gezi’de Hekim Olmak

Varsayın yolda yürüyorsunuz, ve yerde yatan bir kişi gördünüz. Varsayın ki bu kişi, mesela epilepsi nöbeti geçiriyor. Varsayın ki, siz de mesela bir bankacısınız. Ne yapardınız? Ne bileyim, belki çevrenizde bir doktor bulmaya çalışırdınız, etraftakilerden yardım isterdiniz, aklınızda kalan “ilk yardım” yöntemlerini uygulardınız veya hemen onu otomobilinize alırdınız ve en yakın hastaneye ulaştırmaya çalışırdınız. Hiç…

Devamını oku

Halkız Biz

Herkes, herkes ayakta hocam Türkiye’de… Sevincimden ağlıyorum… Bir yumruk geldi boğazıma, tıkandı… genç olmayı, tek olmayı istiyorum… Toma’ların üzerine yürümek istiyorum tek başıma… Önlenemez hale geldi direniş… Kayseri, Hatay, Gaziantep, Ankara, İzmir, Bursa, Koşuyolu, Kadıköy, Nişantaşı, Taksim… Herkes ayakta… Polis kalmadı karakollarda… Gazları tükendi, su kamyonları boşaldı ama azalmadı insanlar… Akıyorlar, çoğalıyorlar, koşuyorlar düğüne gider…

Devamını oku

Sayın Başbakanın Ecdad-ı Ali Şanı – A.M.Celal Şengör

Sayın Başbakan Tayyip Erdoğan Bey, Muhteşem Yüzyıl dizisinde sunulan Osmanlı sarayı manzarasını beğenmemiş ve bizim öyle ecdadımız yok buyurmuş! Tabii bu noktadan sonra söyledikleri aslında çok daha korkunç: Diziyi yayınlayan televizyon kanalının sahibini kınamış. Üstelik bir de yargıyı göreve çağırmış. Sayın Başbakan tarihle tarihi kurguyu birbirinden ayıramayacak kadar edebiyat ve tarih bilgisi yoksunu. Hani sanatı…

Devamını oku

Atları Da Vururlar

Filmin adı tam olarak şu: They shoot horses, dont they? Ülkemizde “Atları da vururlar” ismiyle biliniyor. Başrolünü Jane Fonda’nın oynadığı bu 1969 yapımı Sydney Pollack filmi, 1929 yılında Amerika’da yaşanan büyük ekonomik kriz sırasında düzenlenen bir dans yarışmasını anlatıyor. Yarışmaya katılanlar, pistte hiç dinlenmeden en uzun süre kalarak 1500 dolarlık büyük ödülü kazanmaya çalışıyor. Film…

Devamını oku

Saklanmak, Gözetmek ve Gerçek…

Bizim yaşam biçimimiz saklanmak, gizlenmek ve gözetlemek üzerine kuruludur. Hastalıklarımızı saklarız mesela, duyurmayız kimselere. Sevdiklerimizden hastalıklarını saklarız, bilmezlerse daha mutlu olacaklar sanırız. Türkiye’nin “imajı” der, gerçeklerimizi eloğlundan gizlemeyi hüner sayarız. Gerçek evimizi saklar, el değmemiş, kullanmadığımız misafir odalarında ağırlarız gelenleri. Bahşişi bile garsonlara saklayarak veririz. Sahte sevişiriz, bırakamayız kendimizi hissettiğimiz duyguların seline. Aşklarımızı gizleriz özenle,…

Devamını oku

Taliban Sendromu

Dr. Arslan’ın öldürülmesinden sonra çok konuşuldu ve ben de öyle yazdım… Hekimlerin kamuoyunda paragöz bir meslek grubu olarak tanıtılmasının sağlık çalışanlarına karşı yaygınlaşan şiddetin artmasında rolü var… Acaba tek başına bu saptama yaşananları ne kadar açıklıyor? Bu iş sadece sosyal statü ve ekonomik nedenlerle ilişkili midir? Eğer öyle olsaydı, bu ülkedeki kimi futbolcular, şarkıcılar, iş…

Devamını oku

Putlaştırılan Cahillik

“Yeri gelse yine aynı şeyi yaparım”… Bu sözler Özdal Üçer’e ait… Özdal Üçer, BDP Milletvekili… BDP’nin meclise verdiği “şiddetin önlenmesi” ile ilişkili önergede imzası olan milletvekillerinden biri… Yani Özdal Üçer, şiddete karşı bir milletvekili… Şiddet karşıtı bu milletvekilinin Van Bölge Hastanesinde yaptıklarını Başhekim vekili Vural Polat yazılı bir açıklama ile kamuoyuna iletti. “Özdal Üçer, hastanemiz…

Devamını oku

Savaş Sendromları

Ünlü tıp dergisi “British Medical Journal’da, 2003 yılında yayımlanan bir makale, savaşın çocuklar üzerine olan yıkıcı etkisinin çarpıcı bir özetini sunmaktaydı (Jocalyn Clark, Threat of war is affecting mental health of Iraqi children, says report. British Medical Journal. 2003;326:356). Irak’lı çocukların büyük bölümünde, korku, anksiyete ve depresyon gündelik yaşamlarını etkileyecek kadar ciddi boyutlardaydı ve gece kabusları olağandı. Irak’lı bu zavallı çocukların…

Devamını oku

İngiltere Beni İstemiyor, Ben De Artık İngiltere’yi

Ben bir İç Hastalıkları ve Kan Hastalıkları Uzmanıyım. Bu ülkenin Yüksek Öğretim Kurumu bana Doçent unvanı verdi. On bir yıl üniversitelerde öğretim elemanı olarak çalıştım. Altı yıl boyunca öğretim üyeliği yaptım. Türkiye Cumhuriyetinin yeşil pasaport verdiği bir vatandaş olarak geçtiğimiz günlerde Edinbourg’da kan hastalıkları ile ilgili bir toplantıya katılabilmek için İngiltere’ye vize başvurusunda bulunmaya yeltendim.…

Devamını oku

Güç Ve Cahillik Üzerine

“Cahil bir toplum özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse bile hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder. Cahil bir toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen bir adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır.” Nietzsche söylemiş bu sözü. İlk okuduğumda hiç hoşlanmadım. Bu sözlerin doğruluğuna inanmadığım için değil, ancak “seçmek” yerine ne koymak…

Devamını oku

Yaşam Bir Turnusol Kağıdıdır

Kimi anlar vardır, gözünüzün önünden perde kalkar, yaşama dair göremediğiniz, anlayamadığınız, çözemediğiniz bilinmezler apaçık dökülüverir ortaya. Kendinize şaşarsınız. Nasıl fark edemediğinize kızarsınız.Ya da biliyorsunuzdur aslında ama aklınıza getirmek istemiyorsunuzdur. Deprem olacağını bildiğiniz bir şehirde yaşamaya çalışmak gibi… Ama gerçek size aldırmaz, bir gün, bir an gelir gerçekle yüzleşmekten kaçamazsınız. Bir gün büyük deprem olur mesela,…

Devamını oku