THOMAS HODGKIN

ÇOK DUYULAN AZ BİLİNEN BİR İSİM; HODGKIN

Thomas Hodgkin ismi, isminin verildiği lenfomalar ile anılır ve bu nedenle çok kişi “Hodgkin” sözcüğünü iyi bilir. Ama Hodgkin bundan fazlasıdır, çok çarpıcı bir karakter ve çok önemli bir bilim insanıdır. THOMAS HODGKIN KİMDİR?  Hodgkin İngiltere-Pentoville’de 1798 yılında dört kardeşin üçüncüsü olarak dünyaya geldi. Ailesi bir Protestan tarikat olan Kuveykır (Quakers) üyesiydi. Yaşamlarını katı dini…

Devamını oku
TROMBOSİT NEDİR, TROMBOSİT YÜKSEKLİĞİ, TROMBOSİT DÜŞÜKLÜĞÜ

TROMBOSİTLERİN HASTALIĞI: ITP (İmmün Trombositopenik Purpura)

İmmün Trombositopenik Purpura ‘nın eski ismi İdiopatik Trombositopenik Purpura (ITP)’ dir. Kişinin kendi bağışıklık sisteminin kendi trombositlerini yabancı görmesiyle ortaya çıkan otoimmün bir hastalıktır. Trombositlerin yüzeyinde yer alan membran antijenlerine (trombositleri çevreleyen zar üzerindeki antijenler) karşı gelişen antikorların (otoantikor) trombositlere saldırması sonucu ortaya çıkar. Bu otoantikorlar, trombositlerin dalakta hızla yok edilmesine veya makrofajlar tarafından fagosite…

Devamını oku
müzik ve ruh sağlığı

MÜZİK VE RUH SAĞLIĞIMIZ

Zor günler yaşıyoruz. İnsanların gergin, güvensiz, aşırı derecede kaygılı, saldırgan olduğu günler bu günler. “Yok artık” dediğimiz her şeye tanık oluyoruz. Huzur sanki gelmemek üzere terk etti hepimizi. Böyle boşluk anlarında sığınacağımız az şey kaldı, müzik bunlardan biri. Müzik bazen öylesine çevreliyor ki insanı, kendi başına, sevdiklerinden, sevmediklerinden, gördüklerinden, görmeyi istediklerinden, istemediklerimden, “meli”lerden, malı”lardan uzaklaştırıyor.…

Devamını oku

BİLİMSEL TOPLANTILAR YENİDEN YÜZ YÜZE

BESİN DESTEKLERİ NEDEN ECZANEDE OLMALI?  COVID-19 pandemisi geçti ve yine bilimsel toplantılar başladı. Geçtiğimiz hafta Birinci Bölge İstanbul Eczacı Odasının, Haliç Kongre merkezinde yaptığı 2022 Eczacılık buluşmasının konuşmacı konuklarından biriydim. Ülkemizde Eczacıların da büyük sorunları var, üstelik bu sorunların çok büyük bölümü halk sağlığı ve tıbbi yanlışların önlenmesine yönelik kaygılar içeren sorunlar ve mutlaka kulak…

Devamını oku
bilim ve savaş, hardal gazı, kanser

BİLİM VE SAVAŞ

BİLİM İLE SAVAŞ ARASINDAKİ BAĞLANTI NEDİR? İnsanlık tarihi boyunca savaşlar, bilimsel gelişmelerin de hızlandığı dönemler olmuştur. Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ilaçlarının keşfi de bir savaş döneminin ürünüdür. Hardal gazı (mustard gas) ilk kez birinci dünya savaşında kullanılan biyolojik bir silahtır. Son derece basit moleküler yapıya sahip bu gaz aynı zamanda büyük bir biyolojik hasar gücüne…

Devamını oku
genç hekimler ne istiyor

GENÇ HEKİMLER NE İSTİYOR?

DOKTORLUK “EN İYİ MESLEK” Mİ? Geçtiğimiz günlerde çok sevgili bir arkadaşım aradı beni. Çocuğu doktor olmak istiyordu. “Neden” diye sordum, “en iyi meslek” dedi. Aslında “en iyi meslek, en iyi yapılan meslektir”, ama arkadaşım öyle düşünmüyordu. “Nerede olursa olsun ama doktor olsun” dedi. Doğru değildi tabii. Tıp eğitimi çok uzun ve yorucu bir eğitimdir, emek…

Devamını oku
mikroplastik

MİKROPLASTİKLER YAŞAMIMIZI TEHDİT EDİYOR

VÜCUDUMUZDA DOLAŞAN PLASTİK PARÇALARI MI?  Geçtiğimiz günlerde “Enviromental International” dergisinde, Hollanda’da yapılan bir çalışmanın sonuçları yayınlandı. Bu çalışmada kullanılan 22 denekten 17’sinin kanlarında “mikroplastik” denen toksik partiküller tespit edildi. Bu mikroplastikler, pet şişelerin yapısında olan polietilen terefilat ile plastik tabakların, çatal ve bıçakların, yiyecek saklayıcı plastik kapların yapısında olan polistiren içeriyordu. Bu partiküller, daha önce…

Devamını oku

SAĞLIKTA SORUNUN NEDENİ GİDENLER Mİ, GÖNDERENLER Mİ?

DOKTORLAR GİDERSE NE OLUR?  COVID-19 pandemisinin yorgun savaşçıları hekimler, uzun bir süredir çalışma koşullarından yakınıyorlar. Gerçekten de ülkenin en eğitimli kesimlerinden olan sağlıkçıların çalışma koşulları, ücretlendirmeleri, özlük hakları, emeklilik, istifa ile ilişkili sorunları, tükenmişlikleri, uğradıkları şiddet konularında çok önemli sıkıntıları var. Bu konu toplumun sağlığını da doğrudan ilgilendiren bir konu. Canımızı emanet ettiğimiz sağlıkçıların bizlerin…

Devamını oku
rusya ukrayna savaşı

SAVAŞ SENDROMLARI

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI  Ukrayna yanıyor, dünyada kayıkçı kavgası sürüyor. İnsanlar yok yere evlerinden yurtlarından oluyor. Dünyanın lordları Rusya’ya insanlık dersi verirken kendi yaptıklarının hatırlanmasını istemiyorlar. Gazi Mustafa Kemal her zamanki gibi yine çok haklı; “Mecbur kalmadıkça savaş bir cinayettir”. Rusya’ya insanlık dersi vermeye çalışan ABD’nin eski Adalet Bakanı Ramsey Clark, Birinci Körfez Savaşı’ndan yıllar sonra şunları…

Devamını oku
büyük salgınlar maskenin hikayesi

BÜYÜK SALGINLAR: MASKENİN HİKAYESİ

BÜYÜK SALGINLAR: MASKENİN HİKAYESİ COVID-19 pandemisi sırasında en çok tartışılan konulardan biri maske konusuydu.  DSÖ, başta “gereksiz” dedi, sonra maske takılmasını önerdi, kimileri maskeyi hep gereksiz gördü, kimileri takmaktan sıkıldı, isyan etti. Günlerce televizyonlarda “maske nasıl takılır?” konulu konuşmalar yapıldı ve hala konuşulmaya devam ediyor.   Daha önce yazdım, maskenin tarihi, pandemilerin tarihi kadar eskidir,…

Devamını oku
türkiye sağlık turizmi

Türkiye sağlık alanında bir cazibe merkezi olabilir mi?

Geçtiğimiz hafta sevgili arkadaşım Prof. Dr. Simten Malhan’ın düzenlediği SAS-DER’in kongresine katıldım. Sağlık ve Sigorta Yöneticileri Derneğinin (SAS-DER) bu kongresinde ülkemizde sağlık konusu masaya yatırıldı. Kabul etmek gerekir ki, Türkiye’de bu alanda çok iyi yetişmiş bir insan gücü, sağlam sağlık yatırımcıları ve teknoloji var. Peki bu gerçekten de ülkemizi sağlık alanında bir cazibe merkezi haline…

Devamını oku

Altamiro Mağaraları’nın düşündürdükleri – I

2016 yılının en dikkat çeken filmlerinden biriydi. Filmde amatör arkeolog Marcelino Sanz’ın öyküsü anlatılıyordu. Gerçek bir tarihi olayı konu alan bu filmde Sanz, Altamira mağaralarında yontma taş devrine ait bizon resimleri bulur. Bu bulgu bilim insanları arasında tartışma yaratır. Kilise, Darwin’in evrim teorisinin haklı çıkmasından korktuğu için bütün gücüyle Sanz ve ona inanan bilim insanlarına yüklenir.…

Devamını oku

Grip aşısı tartışması (3)

Grip aşılarını konu alan yazılarımın sonuncusunda kimleri aşılamalıyız ve grip aşılarının yan etkileri nelerdir sorularının yanıtlarını vermeye çalışacağım. Önceki iki yazımı okuyanlar, grip aşılarının koruyuculuk oranlarının yıllara göre değiştiğini ve en çok yüzde 60’lara kadar yükselebildiğini, bazen bu oranların %10’lara kadar düşebildiğini anımsayacaklardır. Ancak grip aşıları, ihmal edilebilir yan etkileri göz önüne alındığında, tüm eleştirilere rağmen her…

Devamını oku

Grip aşısı tartışması (2)

Grip aşılarını konu alan geçen haftaki yazımda grip aşılarının koruyuculuk oranlarının kimi yıllarda gerçekten çok düşük olabileceğini ve aşı tartışması yapılırken bu noktanın önemine vurgu yapmış ve sözü ilaç sektörüne getirerek yazıyı bitirmiştim. Kaldığım yerden devam edeyim. İlaç firmalarının temel amacı “kar etmek” isteğidir. Burada en ufak bir tartışma yok. Tıpkı diğer tüm sanayi kollarında olduğu gibi…

Devamını oku

Grip aşısı tartışması (1)

Bir kaç hafta önce aşıları konu alan yazıma gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederim. Yazımda şunları yazmıştım. “Bu aşı karşıtlığı tartışmasının temel nedeni belli ki grip aşıları. Çünkü grip aşılarının koruyuculuk oranları tartışmalı. Ama tartışma bu noktada kalmıyor, çocuk felcinden, hepatit aşısına, tüm aşılar zan altına giriyor. Tartışma bununla da bitmiyor, bilimi kirletenlerin yerine bilimin kendisi tartışılmaya…

Devamını oku

Şinasi sendromu – II

Şinasi Sendromu diye adlandırdığım ve rahmetli Serol Teber’in yazdıklarından esinlendiğim yazıya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim. O yazımda Şinasi sendromunu “çaresizlik, sosyal medya veya dost sohbetleri gibi sınırlı ortamlarda kızgınca yapılan eleştiriler, sıradan insanları hırçınca ama sessizce aşağılama isteği, kendini yaşadığı toplumdan soyutlama, yalnızlaşma, yalnızlaştıkça artan kibir, sorunun bir parçası olmaktan çıkıp kader kurbanı olduğuna inanış” olarak…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 11

Köşemi izleyenler yaklaşık 15 yıldır “akademi-bilim” ilişkisini irdeleyen yazılar yazdığımı bilirler. Daha kısa süre önce HBT’de bu konuda toplam 10 yazı yazmış, hatta çok değer verdiğim bazı meslektaşlarımın tepkisini de almıştım. Bu yazılarıma online üye iseniz HBT’nin web sayfasından ulaşabilirsiniz. Geçtiğimiz hafta San Diego’da Amerikan Hematoloji Derneği’nin yıllık kongresindeydim, kongre izlenimlerim ile 11. yazıyı yazmaya…

Devamını oku

Bir zamanlar onlar vardı…

Elimde Ankara Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin kuruluşu ile ilişkili üç tane eşsiz kitap var. Bilenler bilir, ben Ankara Tıp Fakültesi mezunuyum, babam da bu fakülteden mezundu. Ama bu kitapların beni etkilemesi sadece Ankara Tıp Fakültesi mezunu olmamızla ilişkili değil. Kitapları bana öğretmenim Sayın Prof. Dr. Semih Baskan yolladı. Semih Öğretmen bizim hem hocalığımızı…

Devamını oku

Plasebonun Hain Kardeşi, Nosebo…

Plasebo konusunda çok konuşuldu ama onun kötü kardeşi Nosebo daha az biliniyor. Nosebo ilk kez 1990’lı yıllarda popüler olmaya başladı ve son zamanlarda popülaritesi iyice arttı. Noseboyu tanımlamaktan çok bir örnek üzerinden açıklamak sanırım daha kolay anlaşılmasını sağlayacak. Şiddetli baş ağrısı olan birine kırmızı kapsüller içine nişastayı doldurup “bu çok etkili bir ağrı kesicidir” diye…

Devamını oku

Akademi ve Bilim (34) Tıpta Bilgiye Özgür Erişim Sorunu- III

İki haftadır bilimsel makalelere erişim sorunu hakkında yazıyorum. İlk iki yazımda bu bilimsel makalelere erişim konusunun, akademik çevreler ve bilimsel makaleleri basan yayınevleri arasında ne kadar önemli bir çatışma yarattığını ve yayınevlerinin geri adımlar attığını yazdım. Yayınevlerinin gelişmiş ülkelere sundukları paket belliydi; “publish and read…” Yani bilimsel makaleleri benim dergimde yayınla ve karşılığında dergilerimi ucuza…

Devamını oku

Akademi ve Bilim (32). Tıpta Bilgiye Özgür Erişim Sorunu

Beni izleyenler bilirler, bilgiye “açık erişim” sorununu “akademi ve bilim” yazılarıma ilk başladığım zamanlarda da konu etmiştim. Ancak geçen süre içinde sorun gerçekten çok büyüdü ve dünyanın çok önemli üniversiteleri ve bilim merkezleri bilimsel makalelerin yayınlandığı dergilere ve onların yayın evlerine karşı çok ciddi protesto, boykot ve yaptırımlar uygulamaya başladılar. Bu konunun son zamanlarda o…

Devamını oku

Morfinin iki yüzü

Morfinin iki yüzüncü yılını devireli çok oldu. Bu yaşlı ilaç, tıbbın en popüler etken maddelerinden biri ve ana maddesi olan afyon, yaklaşık 6000 yıldır kullanılıyor. Morfinin modern tıpta uygulanmaya başlaması Alman bilim insanı Friedrich Wilhelm Sertürner sayesindedir. Dr Sertürner, 1885 yılında morfini opiumdan (ham afyon) izole ediyor ve bulgularını “Afyon Analizi” isimli bir çalışma ile…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 10

Son dokuz yazımda dünya ve Türkiye özelinde bilimsel çalışmalar ve akademi ilişkilerini yazdım. Bu süreçte gösterdiğiniz ilgiye çok teşekkür ederim. Konuyla ilgili çok sayıda geri bildirim aldım. Bu son yazımda bana gönderilen elektronik postaları paylaşmak ve artık bu faslı bitirmek istiyorum. Prof. Dr. Gülsan Sucak yazmış: “Neredeyse yazdıklarının tümüne katılıyorum. Bunlar aslında akademik çevrelerde çok bilinen ama…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde – 9

Bir önceki yazımda Sayın Mümin Yıldırım’ın yayınladığı liste konusunda yazdıklarıma çok sayıda geri bildirim aldım. Bunların büyük bölümü benim yazdıklarıma paralel düşüncelerdi, kimileri daha da ileri gidip listenin yanlışlıklarla dolu olduğunu, hekim isimlerinin yanlış listelere konulduğunu, hekimlerin uzmanlıklarıyla ilişkili olmayan listelerde yer aldığını belirttiler. Mesela bir hekim arkadaşım, Türkiye’de tıp eğitimi alanında tek bir kişi…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 8

Herkese Bilim Teknoloji dergimizin 18. ve 19. sayılarında Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Koordinatörü Mümin Yıldırım’ın yazıları yayımlandı. Bu makaleler “Kim Önde” başlığını taşıyordu ve tıp bilimcilerin “h” indeksleri ve atıf sayılarını değerlendiriyordu. Bu çaba elbette saygıyı hak ediyor ancak listenin sıkıntıları var. Yöntem olarak, bu listenin, Prof. Dr. Mehmet Doğan hocanın 2005 yılından beri düzenli olarak yayınladığı…

Devamını oku

Aşı karşıtlığı, safsata!

Salgın hastalıklar, insanlık tarihini doğrudan etkileyen felaketlerdir.  Coğrafyalar, ülkeler, şehirler bu salgın hastalıklarla yok olmuş, toplu ölümler büyük trajediler yaşatmıştır. Milattan sonra 540’lı yıllarda yaşanan Jüstinyen veba salgını ile 100 milyon, 1346-1350 yılları arasında yaşanan kara veba salgını ile 50 milyon insanın yaşamını yitirdiği sanılmaktadır. İspanyol gribi, 20 milyon insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Birinci…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 7

Hikâyeyi hepinizin tanıdığı Öztürk Serengil anlatıyor; “Ben tam 387 film çevirdim… Bunu duyan İsveçlilerin gözü fal taşı gibi açıldı… Ingmar Bergman ile ikimizi TV’ye çıkardılar… Ingmar Bergman bana dedi ki; kardeşim sen şimdiye kadar 387 film mi çevirdin, 387 fotoğraf mı çektin?” Bir tarafta sadece 4 film çekmiş ama tüm dünyanın tanıdığı Ingmar Bergman, diğer…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 6

Türkiye hain bir kalkışma girişimi ile bitirdi önceki haftayı. Ben de her sıradan vatandaş gibi büyük bir kaygı, öfke ve üzüntüyle izliyorum yaşananları. Bu kadar karmaşık bir gündemde bu konuya devam etmek doğru mu bilemedim ama beş haftadır yazdıklarıma devam edeceğim yine de. Basit bir soruyla başlayayım: Ciddi bir bilim insanı bir yıl içinde kaç…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 5

Bir önceki yazımı şöyle bitirmiştim: Aziz Sancar’a “İnsanlık için ne yaptın?” diye sorsanız yanıtı tektir: “Sirkadiyen ritm ve DNA tamiri”. Sorunun devamı var. Bilimsel çalışma neden yapılır? Bilinmeyene ulaşmak için, merak için, anlayabilmek için…   Umuyorum okurlarımın tamamına yakını Orhan Bursalı’nın “Aziz Sancar ve Nobel’in Öyküsü” isimli kitabını okumuştur. Ne diyor Aziz Sancar, yıllarca üzerinde…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 4

Bu konuyu üç yazı ile keseyim dedim ancak geri-bildirimler sonrası devam etmeye karar verdim. Ne zamana kadar, bilmiyorum. Bir süre daha yazmak hevesim var ama. Bu yazı serinin dördüncü yazısı. İlk üç yazıda ülkemizdeki Faz III çalışmalardan, makalelere açık erişimden ve yazıların yayınlanabilmesi sırasındaki “nesnel olmayan” ölçütlerden söz etmiştim. Bu yazımda da bilimde nesnel olmayan…

Devamını oku