Altamiro Mağaraları’nın düşündürdükleri – I

2016 yılının en dikkat çeken filmlerinden biriydi. Filmde amatör arkeolog Marcelino Sanz’ın öyküsü anlatılıyordu. Gerçek bir tarihi olayı konu alan bu filmde Sanz, Altamira mağaralarında yontma taş devrine ait bizon resimleri bulur. Bu bulgu bilim insanları arasında tartışma yaratır. Kilise, Darwin’in evrim teorisinin haklı çıkmasından korktuğu için bütün gücüyle Sanz ve ona inanan bilim insanlarına yüklenir.…

Devamını oku

Grip aşısı tartışması (3)

Grip aşılarını konu alan yazılarımın sonuncusunda kimleri aşılamalıyız ve grip aşılarının yan etkileri nelerdir sorularının yanıtlarını vermeye çalışacağım. Önceki iki yazımı okuyanlar, grip aşılarının koruyuculuk oranlarının yıllara göre değiştiğini ve en çok yüzde 60’lara kadar yükselebildiğini, bazen bu oranların %10’lara kadar düşebildiğini anımsayacaklardır. Ancak grip aşıları, ihmal edilebilir yan etkileri göz önüne alındığında, tüm eleştirilere rağmen her…

Devamını oku

Grip aşısı tartışması (2)

Grip aşılarını konu alan geçen haftaki yazımda grip aşılarının koruyuculuk oranlarının kimi yıllarda gerçekten çok düşük olabileceğini ve aşı tartışması yapılırken bu noktanın önemine vurgu yapmış ve sözü ilaç sektörüne getirerek yazıyı bitirmiştim. Kaldığım yerden devam edeyim. İlaç firmalarının temel amacı “kar etmek” isteğidir. Burada en ufak bir tartışma yok. Tıpkı diğer tüm sanayi kollarında olduğu gibi…

Devamını oku

Grip aşısı tartışması (1)

Bir kaç hafta önce aşıları konu alan yazıma gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederim. Yazımda şunları yazmıştım. “Bu aşı karşıtlığı tartışmasının temel nedeni belli ki grip aşıları. Çünkü grip aşılarının koruyuculuk oranları tartışmalı. Ama tartışma bu noktada kalmıyor, çocuk felcinden, hepatit aşısına, tüm aşılar zan altına giriyor. Tartışma bununla da bitmiyor, bilimi kirletenlerin yerine bilimin kendisi tartışılmaya…

Devamını oku

Şinasi sendromu – II

Şinasi Sendromu diye adlandırdığım ve rahmetli Serol Teber’in yazdıklarından esinlendiğim yazıya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim. O yazımda Şinasi sendromunu “çaresizlik, sosyal medya veya dost sohbetleri gibi sınırlı ortamlarda kızgınca yapılan eleştiriler, sıradan insanları hırçınca ama sessizce aşağılama isteği, kendini yaşadığı toplumdan soyutlama, yalnızlaşma, yalnızlaştıkça artan kibir, sorunun bir parçası olmaktan çıkıp kader kurbanı olduğuna inanış” olarak…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 11

Köşemi izleyenler yaklaşık 15 yıldır “akademi-bilim” ilişkisini irdeleyen yazılar yazdığımı bilirler. Daha kısa süre önce HBT’de bu konuda toplam 10 yazı yazmış, hatta çok değer verdiğim bazı meslektaşlarımın tepkisini de almıştım. Bu yazılarıma online üye iseniz HBT’nin web sayfasından ulaşabilirsiniz. Geçtiğimiz hafta San Diego’da Amerikan Hematoloji Derneği’nin yıllık kongresindeydim, kongre izlenimlerim ile 11. yazıyı yazmaya…

Devamını oku

Bir zamanlar onlar vardı…

Elimde Ankara Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin kuruluşu ile ilişkili üç tane eşsiz kitap var. Bilenler bilir, ben Ankara Tıp Fakültesi mezunuyum, babam da bu fakülteden mezundu. Ama bu kitapların beni etkilemesi sadece Ankara Tıp Fakültesi mezunu olmamızla ilişkili değil. Kitapları bana öğretmenim Sayın Prof. Dr. Semih Baskan yolladı. Semih Öğretmen bizim hem hocalığımızı…

Devamını oku

Plasebonun Hain Kardeşi, Nosebo…

Plasebo konusunda çok konuşuldu ama onun kötü kardeşi Nosebo daha az biliniyor. Nosebo ilk kez 1990’lı yıllarda popüler olmaya başladı ve son zamanlarda popülaritesi iyice arttı. Noseboyu tanımlamaktan çok bir örnek üzerinden açıklamak sanırım daha kolay anlaşılmasını sağlayacak. Şiddetli baş ağrısı olan birine kırmızı kapsüller içine nişastayı doldurup “bu çok etkili bir ağrı kesicidir” diye…

Devamını oku

Akademi ve Bilim (34) Tıpta Bilgiye Özgür Erişim Sorunu- III

İki haftadır bilimsel makalelere erişim sorunu hakkında yazıyorum. İlk iki yazımda bu bilimsel makalelere erişim konusunun, akademik çevreler ve bilimsel makaleleri basan yayınevleri arasında ne kadar önemli bir çatışma yarattığını ve yayınevlerinin geri adımlar attığını yazdım. Yayınevlerinin gelişmiş ülkelere sundukları paket belliydi; “publish and read…” Yani bilimsel makaleleri benim dergimde yayınla ve karşılığında dergilerimi ucuza…

Devamını oku

Akademi ve Bilim (32). Tıpta Bilgiye Özgür Erişim Sorunu

Beni izleyenler bilirler, bilgiye “açık erişim” sorununu “akademi ve bilim” yazılarıma ilk başladığım zamanlarda da konu etmiştim. Ancak geçen süre içinde sorun gerçekten çok büyüdü ve dünyanın çok önemli üniversiteleri ve bilim merkezleri bilimsel makalelerin yayınlandığı dergilere ve onların yayın evlerine karşı çok ciddi protesto, boykot ve yaptırımlar uygulamaya başladılar. Bu konunun son zamanlarda o…

Devamını oku

Morfinin iki yüzü

Morfinin iki yüzüncü yılını devireli çok oldu. Bu yaşlı ilaç, tıbbın en popüler etken maddelerinden biri ve ana maddesi olan afyon, yaklaşık 6000 yıldır kullanılıyor. Morfinin modern tıpta uygulanmaya başlaması Alman bilim insanı Friedrich Wilhelm Sertürner sayesindedir. Dr Sertürner, 1885 yılında morfini opiumdan (ham afyon) izole ediyor ve bulgularını “Afyon Analizi” isimli bir çalışma ile…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 10

Son dokuz yazımda dünya ve Türkiye özelinde bilimsel çalışmalar ve akademi ilişkilerini yazdım. Bu süreçte gösterdiğiniz ilgiye çok teşekkür ederim. Konuyla ilgili çok sayıda geri bildirim aldım. Bu son yazımda bana gönderilen elektronik postaları paylaşmak ve artık bu faslı bitirmek istiyorum. Prof. Dr. Gülsan Sucak yazmış: “Neredeyse yazdıklarının tümüne katılıyorum. Bunlar aslında akademik çevrelerde çok bilinen ama…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde – 9

Bir önceki yazımda Sayın Mümin Yıldırım’ın yayınladığı liste konusunda yazdıklarıma çok sayıda geri bildirim aldım. Bunların büyük bölümü benim yazdıklarıma paralel düşüncelerdi, kimileri daha da ileri gidip listenin yanlışlıklarla dolu olduğunu, hekim isimlerinin yanlış listelere konulduğunu, hekimlerin uzmanlıklarıyla ilişkili olmayan listelerde yer aldığını belirttiler. Mesela bir hekim arkadaşım, Türkiye’de tıp eğitimi alanında tek bir kişi…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 8

Herkese Bilim Teknoloji dergimizin 18. ve 19. sayılarında Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Koordinatörü Mümin Yıldırım’ın yazıları yayımlandı. Bu makaleler “Kim Önde” başlığını taşıyordu ve tıp bilimcilerin “h” indeksleri ve atıf sayılarını değerlendiriyordu. Bu çaba elbette saygıyı hak ediyor ancak listenin sıkıntıları var. Yöntem olarak, bu listenin, Prof. Dr. Mehmet Doğan hocanın 2005 yılından beri düzenli olarak yayınladığı…

Devamını oku

Aşı karşıtlığı, safsata!

Salgın hastalıklar, insanlık tarihini doğrudan etkileyen felaketlerdir.  Coğrafyalar, ülkeler, şehirler bu salgın hastalıklarla yok olmuş, toplu ölümler büyük trajediler yaşatmıştır. Milattan sonra 540’lı yıllarda yaşanan Jüstinyen veba salgını ile 100 milyon, 1346-1350 yılları arasında yaşanan kara veba salgını ile 50 milyon insanın yaşamını yitirdiği sanılmaktadır. İspanyol gribi, 20 milyon insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Birinci…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 7

Hikâyeyi hepinizin tanıdığı Öztürk Serengil anlatıyor; “Ben tam 387 film çevirdim… Bunu duyan İsveçlilerin gözü fal taşı gibi açıldı… Ingmar Bergman ile ikimizi TV’ye çıkardılar… Ingmar Bergman bana dedi ki; kardeşim sen şimdiye kadar 387 film mi çevirdin, 387 fotoğraf mı çektin?” Bir tarafta sadece 4 film çekmiş ama tüm dünyanın tanıdığı Ingmar Bergman, diğer…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 6

Türkiye hain bir kalkışma girişimi ile bitirdi önceki haftayı. Ben de her sıradan vatandaş gibi büyük bir kaygı, öfke ve üzüntüyle izliyorum yaşananları. Bu kadar karmaşık bir gündemde bu konuya devam etmek doğru mu bilemedim ama beş haftadır yazdıklarıma devam edeceğim yine de. Basit bir soruyla başlayayım: Ciddi bir bilim insanı bir yıl içinde kaç…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 5

Bir önceki yazımı şöyle bitirmiştim: Aziz Sancar’a “İnsanlık için ne yaptın?” diye sorsanız yanıtı tektir: “Sirkadiyen ritm ve DNA tamiri”. Sorunun devamı var. Bilimsel çalışma neden yapılır? Bilinmeyene ulaşmak için, merak için, anlayabilmek için…   Umuyorum okurlarımın tamamına yakını Orhan Bursalı’nın “Aziz Sancar ve Nobel’in Öyküsü” isimli kitabını okumuştur. Ne diyor Aziz Sancar, yıllarca üzerinde…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 4

Bu konuyu üç yazı ile keseyim dedim ancak geri-bildirimler sonrası devam etmeye karar verdim. Ne zamana kadar, bilmiyorum. Bir süre daha yazmak hevesim var ama. Bu yazı serinin dördüncü yazısı. İlk üç yazıda ülkemizdeki Faz III çalışmalardan, makalelere açık erişimden ve yazıların yayınlanabilmesi sırasındaki “nesnel olmayan” ölçütlerden söz etmiştim. Bu yazımda da bilimde nesnel olmayan…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 3

İki haftadır aynı konuyu yazıyorum. Bu yazı da üçüncüsü. İlkinde “seeding trial” ya da “yemleme çalışma” olarak çevirebileceğim çalışmaları yazmış, Faz III çalışmaların ülkemizde yaygınlaşmasının yararlarından söz etmiş ancak ülke olarak daha fazlasını yapmamız gerektiğine vurgu yapmıştım. İkinci yazımda bilimsel makalelere “açık erişim” konusuna değinmiş ve buradaki tuzaklara dikkat çekmiştim. O yazıda Dr. Goldacre’ye kulak…

Devamını oku

Kan!

Kan, birçok kültürde yüzyıllar boyunca hiçbir bilimsel anlamı olmayan sihirli, esrarengiz ve yaşam için vazgeçilmez bir “hayat suyu” olarak kaldı. Daha da ötesi soyluluk, kültür, din gibi kavramlarla ilişkilendirildi. “Kan bağı”, “damarlardaki asil kan” benzeri nitelemeler ile insanlar, insan toplulukları ve ırklar yüceltildi. “Kanı bozuk” lafı uzun yıllar başkalarını küçümsemek, aşağılamak için kullanıldı. 17. yüzyıla…

Devamını oku

Framingham Kalp Çalışması…

Henüz 1940’lı yıllarda kalp hastalıkları ve inme (felç) nedenleri hakkında hiçbir şey bilinmiyordu. Bu eksikliği gidermek için Amerikan Ulusal Kalp Enstitüsü, 1948 yılında bugün bilinen adıyla Framingham Kalp Çalışmasını başlattı. Bu çalışmanın amacı sınırlı bir bölgede yaşayan tüm bireylerin düzenli ve kuşaklar boyunca sağlık takiplerini yaparak, kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarının nedenlerini anlamaktı. Proje planlandığı…

Devamını oku

Epigenetik…!

Her yüz meme kanserinden sadece 7 tanesinde genetik anormallik gösterilirken, diğer 93 tanesinde neler oluyor da kanser gelişiyor? Nasıl oluyor da aynı genlere sahip ikiz kardeşlerden birinde kanser gelişirken diğerinde gelişmiyor? Neden bazı hastalıklar bilinen genetik bir anormallik olmadan bazı ailelerde daha sık görülüyor? Bu soruları çok arttırabiliriz ama bu soruların yanıtlarından biri artık net……

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 2

Bir önceki makalemi okuyanlar anımsayacaklar yazımın sonunda bilimsel makalelere “açık erişim” konusuna da değinmiştim. Konuyu biraz açayım. Günümüzde çok az sayıda bilimsel makalenin – yaklaşık %10 – açık erişimi var. Bu makaleler sponsorlu makaleler, yani birileri bu makalelerin açık erişimli olabilmesi için en başından yayıncıya büyük paralar ödüyorlar. Eğer bir bilimsel makalenin sponsoru yoksa o…

Devamını oku

Akademi Bilimsel Çalışmaların Neresinde? – 1

Faz III çalışmaları henüz FDA ve EMA gibi dünyada kararları önemsenen sağlık otoriterlerinden kullanım onayı almamış ilaçların denendiği çalışmalardır. Ülkemizde son yıllarda yürüyen Faz III klinik çalışma sayılarında büyük artış oldu. Türkiye açısından bu çalışmalara katılımımız önemli. Çünkü klasik tedavi ile sağıtılamamış hastalar için bu yeni ilaçlar büyük umut kaynağı ve hastalar bu çalışmalar sayesinde…

Devamını oku

Doğum yılımız karakterimizdir…

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım yakınıyordu. “Babamın yanında sigara içemezdim, oğlumun yanında da içemiyorum.” Eğer kuşaklar arası farklılıkları göz önüne alırsanız normal bir durum bu. Gelin bir göz atalım şu kuşaklara. Bilim insanları, kuşakları 5 gruba ayırıyor. En eski kuşak 1940’lı yıllar ve öncesinde doğanların oluşturduğu “Veteran kuşağı”. Bu kuşak II. Dünya Savaşı’nı, Cumhuriyet’in ilk yıllarını…

Devamını oku

Yeniden: Selfie bir hastalık mı?

Herkese Bilim Teknoloji Dergisi’nin portalının gücünü test etmek için mükemmel bir tecrübe oldu Selfie ile ilgili yazım. Söz konusu yazıyı CBT için tartışmaların ilk kez alevlendiği 2014 yılında yazmıştım. Yazımın Amerikan Psikiyatri Derneği (APA) ile ilişkili olarak bunun bir bozukluk olduğu ile ilişkili bölümü, portal takipçileri tarafından eleştirildi ve derneğin web sayfasında böyle bir bozukluğun…

Devamını oku

Yeniden merhaba!

Orhan Bursalı, Cumhuriyet Bilim Teknoloji ekinin yayınına son verildiği haberini bana telefonla bildirmişti. – Mustafa kovuldun! Haberi alınca ilk aklıma gelen “Pazar günleri ben ne yapacağım” sorusuydu. Öyle ya pazar günlerinin tatlı telaşı bitecekti. Pazar, hafta içinin koşuşturmasından yazmaya vakit bulamadığım köşe yazımı tamamlama günüydü çünkü, “bu hafta yazı yetişmeli” telaşı demekti pazar günü. Tam…

Devamını oku

Aziz Sancar ve Nobel Bilim Ödülü

Aziz Sancar’ın Nobel ödülü alması beklendiği gibi bayağı gürültü kopardı. Küçük bir hatırlatmayla başlayayım yazıma. Bugüne dek dağıtılan Nobel Bilim Ödüllerinin 200’e yakınını nüfusu 14 milyon olan Yahudi topluluğundan bilim insanları almışken, toplamı 1.5 milyarı aşan İslam âleminde sadece 2 bilim insanı bu ödüle layık bulunmuş. Acaba bu söylendiği gibi İslam fobisi yüzünden mi? Bu…

Devamını oku

LYS Sonuçlarının Tıp Fakülteleri İçin Düşündükleri…

Bayram tatili için Ayvacık Sokakağzı’ndaydım. Liman içinde, antik limana ve Midilli’ye bakan Bergos Liman Konukevi’ndeyim. Konukevi’nin sahipleri Dr. Metin Arıburnu, eşi eczacı Şermin hanım ve ekibinin samimi, dost yaklaşımıyla tarladan toplanan domatesleri, biberleri, kavunları, ağırlığı 6 kg’a ulaşan Sinarit balığını, tadına doyulmaz neredeyse yarı canlı dil balığını, denizden yeni çıkmış ahtapotu, kalamarı, taş fırında pişen…

Devamını oku