Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 7

Hikâyeyi hepinizin tanıdığı Öztürk Serengil anlatıyor; “Ben tam 387 film çevirdim… Bunu duyan İsveçlilerin gözü fal taşı gibi açıldı… Ingmar Bergman ile ikimizi TV’ye çıkardılar… Ingmar Bergman bana dedi ki; kardeşim sen şimdiye kadar 387 film mi çevirdin, 387 fotoğraf mı çektin?” Bir tarafta sadece 4 film çekmiş ama tüm dünyanın tanıdığı Ingmar Bergman, diğer…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 6

Türkiye hain bir kalkışma girişimi ile bitirdi önceki haftayı. Ben de her sıradan vatandaş gibi büyük bir kaygı, öfke ve üzüntüyle izliyorum yaşananları. Bu kadar karmaşık bir gündemde bu konuya devam etmek doğru mu bilemedim ama beş haftadır yazdıklarıma devam edeceğim yine de. Basit bir soruyla başlayayım: Ciddi bir bilim insanı bir yıl içinde kaç…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 5

Bir önceki yazımı şöyle bitirmiştim: Aziz Sancar’a “İnsanlık için ne yaptın?” diye sorsanız yanıtı tektir: “Sirkadiyen ritm ve DNA tamiri”. Sorunun devamı var. Bilimsel çalışma neden yapılır? Bilinmeyene ulaşmak için, merak için, anlayabilmek için…   Umuyorum okurlarımın tamamına yakını Orhan Bursalı’nın “Aziz Sancar ve Nobel’in Öyküsü” isimli kitabını okumuştur. Ne diyor Aziz Sancar, yıllarca üzerinde…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 4

Bu konuyu üç yazı ile keseyim dedim ancak geri-bildirimler sonrası devam etmeye karar verdim. Ne zamana kadar, bilmiyorum. Bir süre daha yazmak hevesim var ama. Bu yazı serinin dördüncü yazısı. İlk üç yazıda ülkemizdeki Faz III çalışmalardan, makalelere açık erişimden ve yazıların yayınlanabilmesi sırasındaki “nesnel olmayan” ölçütlerden söz etmiştim. Bu yazımda da bilimde nesnel olmayan…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 3

İki haftadır aynı konuyu yazıyorum. Bu yazı da üçüncüsü. İlkinde “seeding trial” ya da “yemleme çalışma” olarak çevirebileceğim çalışmaları yazmış, Faz III çalışmaların ülkemizde yaygınlaşmasının yararlarından söz etmiş ancak ülke olarak daha fazlasını yapmamız gerektiğine vurgu yapmıştım. İkinci yazımda bilimsel makalelere “açık erişim” konusuna değinmiş ve buradaki tuzaklara dikkat çekmiştim. O yazıda Dr. Goldacre’ye kulak…

Devamını oku

Kararın Kaderindir…

Kimi zaman tek başına kalmak sohbetlerin en güzelidir. Kimi zaman bu içsel sohbet; yazılanlardan, etrafta konuşulanlardan, insanların birbirlerine söylediklerinden çok daha değerlidir. Hep aynı sözcüklerden, aynı konuşmalardan, aynı süslü, cafcaflı içi boş laflardan, benzer metaforlardan, yanıtları belirlenmiş sorulardan uzak olmak, yıpranmış, içi boş, bulantı yaratan, harap sözcüklerden korunmak iyidir. Kendimizle yaptığımız sohbetler, yaşamın tüm kirlenmişliklerinin…

Devamını oku

İktidar

Benim ne zaman, nasıl olacağını hep sorguladığım bir hedef var bu ülkede. “Güçlü ve lider Türkiye…” Nasıl ve hangi yolla? Milli Eğitim Bakanlığının 2017-2019 yatırım planına göre fen liselerine 109.6 milyon lira, İmam Hatip liselerine 1.7 milyar lira bütçe ayrılmış. Soralım şimdi, bu dengesizliğin “Güçlü-lider Türkiye ” hedefine katkısı nedir? Son dört yıllık Yükseköğretime Geçiş…

Devamını oku

Kan!

Kan, birçok kültürde yüzyıllar boyunca hiçbir bilimsel anlamı olmayan sihirli, esrarengiz ve yaşam için vazgeçilmez bir “hayat suyu” olarak kaldı. Daha da ötesi soyluluk, kültür, din gibi kavramlarla ilişkilendirildi. “Kan bağı”, “damarlardaki asil kan” benzeri nitelemeler ile insanlar, insan toplulukları ve ırklar yüceltildi. “Kanı bozuk” lafı uzun yıllar başkalarını küçümsemek, aşağılamak için kullanıldı. 17. yüzyıla…

Devamını oku

Muhammed Ali ve Parkinson

Alanya yakınlarında bir oteldeydik, 1974 yılıydı, sabahın ilk ışıkları ile uyandırmıştı babam. Kardeşim, babam, amcam ve ben kaldığımız otelin oyun salonundaki Shaub Lorenz marka siyah beyaz TV’nin karşısına oturmuş ve Muhammed Ali’nin Foreman ile olan maçını izlemiştik. Henüz 10 yaşındaydım, benden kilometrelerce uzakta, Afrika’da, Zaire’nin başkentinde devasa bir futbol stadyumunun ortasında kurulan bir ringte dövüşmüşlerdi.…

Devamını oku

Mesane Kanseri

Geçtiğimiz hafta Kanser Savaşçıları Derneği, “Mesane Farkındalık Haftası” nedeniyle Ankara’da bir etkinlik yaptı. Etkinliğe Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kanser Daire Başkanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumundan yetkililer, akademisyenler, sivil toplum örgütü (Kanser Savaşçıları) ve medya temsilcileri katıldı. Kanser Daire Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin ve ülkemizin en iyi bilinen üro-onkoloji uzmanlarından, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim…

Devamını oku

Aziz Sancar’ı İzlerken Düşündüklerimdir…

Aziz Sancar Türkiye’deydi. Bakanının “Türkiye Müslüman bir ülke, konum itibari ile biz ara eleman yetiştirebiliriz bizden mucit, bilim adamı çıkmaz” dediği ülkede. Bilimden ve akıldan her gün biraz daha uzaklaşan, bilim ve aklın yerini tutsak beyinlerin almaya başladığı Türkiye’de. Sancar, laik ve fırsat eşitliğine dayanan bir eğitim sistemi yaratmaya çalışan Atatürk Türkiye’sinin ürünü olduğunu söylüyor.…

Devamını oku

Şinasi Sendromu

Şinasi tarihimizin en saygın ve önemli kişiliklerinden biri. Ama onun bu saygınlığını edebiyatçı kişiliğine bağlamak zor. Hayatında hiç roman yazmamış, yazdığı oyunların da öyle ahım şahım bir yanı yok derler. Osmanlı’da ilk gazeteyi çıkardı ama çıkardığı Tercüman-ı Ahval gazetesinde sadece 6 ay çalıştı. Peki nasıl çok önemli bir tarihi kişilik oluyor öyleyse? Çünkü gelenekçi toplumdan…

Devamını oku

Dorothy Reed Mendenhall, Safiye Ali ve Kamile Şevki Mutlu

Dorothy Reed Mendenhall ismi Lenfoma ile uğraşan hekimlere çok tanıdık gelir. Çünkü Dr. Reed, Hodgkin Lenfoma tanısı için tipik olan hücreleri eş zamanlı tanımlamış iki bilim insanından biridir (Reed-Steinberg hücreleri). Ancak Dorothy Reed’i özel yapan sadece bu değildir. Reed, kadın olduğu için ailesinin karşı çıkmasına rağmen John Hopkins Tıp Fakültesi’ne girdi ve hekim oldu. Erkeklerin…

Devamını oku

“Biz yaşam için öğreniriz” veya Bilim ve Etik

Bilimin serüveninin ilk kilometre taşı belki de eski Yunan okullarının kapısında yazan “Non scholae, sed vitae discimus” cümlesidir, yani “biz yaşam için öğreniriz”. Bu cümlenin açıklaması şudur, ne yapıyorsak bu dünya için yapıyoruz, bu dünyayı anlamak için yapıyoruz, bunun ötesinde hiç bir şey için uğraşmıyoruz. Bu inanış dünya biliminin en önemli aktörlerinden biri olan Albert Einstein’ın…

Devamını oku

Framingham Kalp Çalışması…

Henüz 1940’lı yıllarda kalp hastalıkları ve inme (felç) nedenleri hakkında hiçbir şey bilinmiyordu. Bu eksikliği gidermek için Amerikan Ulusal Kalp Enstitüsü, 1948 yılında bugün bilinen adıyla Framingham Kalp Çalışmasını başlattı. Bu çalışmanın amacı sınırlı bir bölgede yaşayan tüm bireylerin düzenli ve kuşaklar boyunca sağlık takiplerini yaparak, kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarının nedenlerini anlamaktı. Proje planlandığı…

Devamını oku

Gülmek İyidir

Son yıllarda ülke olarak gülümsemeyi unuttuk. Hatta çoğu kişi için  gülümsemenin avanaklıkla bir ilişkisi olduğu bile söylenebilir. Nasıl olmasın, ülkemizde onca yaşanandan sonra… Oysa bilim insanları gülümsemenin, gülmenin insan biyolojisi üzerinde olumlu bir rolü olduğunu iddia ediyor. Mesela kuvvetli bir kahkaha endorfin salgımızı yükseltiyor, stres hormonu olarak bilinen kortizon ve adrenalin düzeylerini düşüyor. Gülümsemeyi başardığınızda kızgınlık,…

Devamını oku

Bir Bayram Yazısı

Kurban Bayramına girerken okuyucularıma sorularım var… Nasıl oluyor da “iyi olun, çalmayın, öldürmeyin, haramdan uzak durun” diyen bir dinin mensupları bunlara inanıyormuş gibi davranarak tam tersini yapabiliyor ve sonra tertemiz kalıp inançlarını sürdürebiliyorlar? Bir yandan “Allah’a, ahiret gününe, bütün günahların hesabının sorulacağına” inanıyorken nasıl yalan söyleyebiliyor, insan hakkı yiyebiliyorlar? Bence bu soruların tam da tartışılma…

Devamını oku

Epigenetik…!

Her yüz meme kanserinden sadece 7 tanesinde genetik anormallik gösterilirken, diğer 93 tanesinde neler oluyor da kanser gelişiyor? Nasıl oluyor da aynı genlere sahip ikiz kardeşlerden birinde kanser gelişirken diğerinde gelişmiyor? Neden bazı hastalıklar bilinen genetik bir anormallik olmadan bazı ailelerde daha sık görülüyor? Bu soruları çok arttırabiliriz ama bu soruların yanıtlarından biri artık net……

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 2

Bir önceki makalemi okuyanlar anımsayacaklar yazımın sonunda bilimsel makalelere “açık erişim” konusuna da değinmiştim. Konuyu biraz açayım. Günümüzde çok az sayıda bilimsel makalenin – yaklaşık %10 – açık erişimi var. Bu makaleler sponsorlu makaleler, yani birileri bu makalelerin açık erişimli olabilmesi için en başından yayıncıya büyük paralar ödüyorlar. Eğer bir bilimsel makalenin sponsoru yoksa o…

Devamını oku

Akademi Bilimsel Çalışmaların Neresinde? – 1

Faz III çalışmaları henüz FDA ve EMA gibi dünyada kararları önemsenen sağlık otoriterlerinden kullanım onayı almamış ilaçların denendiği çalışmalardır. Ülkemizde son yıllarda yürüyen Faz III klinik çalışma sayılarında büyük artış oldu. Türkiye açısından bu çalışmalara katılımımız önemli. Çünkü klasik tedavi ile sağıtılamamış hastalar için bu yeni ilaçlar büyük umut kaynağı ve hastalar bu çalışmalar sayesinde…

Devamını oku

Kanser Tedavisinde Yeni Umutlar

Kanser tedavisinin ilk adımı bir insanlık faciasından “iyilik” çıkarmayı başaran iki bilim adamı sayesinde oldu. Goodman ve Gillmann biyolojik bir silah olan “Hardal Gazı”na maruz kalan askerlerde hücre sayılarının azaldığını ve lenf bezlerinin küçüldüğünü fark ettiler. İkinci Dünya Savaşı’nın son hızıyla sürdüğü yıllardı. Hardal gazından geliştirilen “Nitrojen Mustard” ilk kemoterapi ilacı olarak tarihe geçti. Aradan…

Devamını oku

Yeniden: Selfie bir hastalık mı?

Herkese Bilim Teknoloji Dergisi’nin portalının gücünü test etmek için mükemmel bir tecrübe oldu Selfie ile ilgili yazım. Söz konusu yazıyı CBT için tartışmaların ilk kez alevlendiği 2014 yılında yazmıştım. Yazımın Amerikan Psikiyatri Derneği (APA) ile ilişkili olarak bunun bir bozukluk olduğu ile ilişkili bölümü, portal takipçileri tarafından eleştirildi ve derneğin web sayfasında böyle bir bozukluğun…

Devamını oku

Yeniden merhaba!

Orhan Bursalı, Cumhuriyet Bilim Teknoloji ekinin yayınına son verildiği haberini bana telefonla bildirmişti. – Mustafa kovuldun! Haberi alınca ilk aklıma gelen “Pazar günleri ben ne yapacağım” sorusuydu. Öyle ya pazar günlerinin tatlı telaşı bitecekti. Pazar, hafta içinin koşuşturmasından yazmaya vakit bulamadığım köşe yazımı tamamlama günüydü çünkü, “bu hafta yazı yetişmeli” telaşı demekti pazar günü. Tam…

Devamını oku

Umut

Bu köşeye yazdığım son yazının üzerinden bir ayı aşkın bir süre geçti.… Son yazım tekrarlanan ve olağanüstü koşullarda gerçekleştirilen genel seçim sonraydı. O zamandan beri yazamadım. İş güç filan yüzündendi, umutsuzluğa kapılmadım hiç, “öğrenilmiş çaresizliğim” yoktu. Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar ‘da yazdıklarıydı belki yazmamı engelleyen bir tek, bilmiyorum. “Konuşmamak ne iyi, bir bilsen. İnsan elbette…

Devamını oku

Aziz Sancar ve Nobel Bilim Ödülü

Aziz Sancar’ın Nobel ödülü alması beklendiği gibi bayağı gürültü kopardı. Küçük bir hatırlatmayla başlayayım yazıma. Bugüne dek dağıtılan Nobel Bilim Ödüllerinin 200’e yakınını nüfusu 14 milyon olan Yahudi topluluğundan bilim insanları almışken, toplamı 1.5 milyarı aşan İslam âleminde sadece 2 bilim insanı bu ödüle layık bulunmuş. Acaba bu söylendiği gibi İslam fobisi yüzünden mi? Bu…

Devamını oku

Sigaranın Dumanlı Tarihi

Şöyle bir söz vardır. “Beyazlar Amerika’daki yerlilerin tümünü yok etti ama onların beyazlardan intikamı hala sürüyor”. Gerçekten de tütün insanlığa Amerikan yerlilerinin bir armağanıdır ! Dünya Sağlık Örgütü, Tütün Kullanımı ile Mücadele Türkiye Sorumlusu eski dostum Dr. Toker Ergüder’in söyledikleri bu sözü haklı çıkarıyor. “Dünya Tütün Atlasına göre geçen yıl dünyada sigaraya bağlı 6 milyon…

Devamını oku

Omega-3 ve Kanser

Klasik tıp yöntemleri ile yeterince sınanmayan kimi alternatif tıp ürünlerinin tüm dünyada ve ülkemizde ne kadar büyük bir tüketici kitlesi olduğu biliniyor. Doğal, organik, yan etkisi yok iddialarıyla yeterince sınanmamış ürünlerin nasıl piyasaya pompalandığı da malum. Bunun nedenleri de malum. ABD’de 2012 yılında bu tür ürünlerin piyasasının 11.5 milyar dolar olduğu bildirilmişti. Öngörüler pazarın 2017…

Devamını oku

Öykünme

Otobüs doğanın sessizliğine inat, göz alabildiğince uzanan bozuk asfaltta homurdanarak ilerliyordu. Serin bir akşamüstüydü. Yolun iki yanında  uzanan tarlaların yeşili, olduğundan daha koyu renklere bürünmüştü. Bu koyu yeşillik ilerdeki dağlara,tepelere uzanıyor ve gökyüzünün kızılı ile birleşiyordu. Arabesk müzik araçtaki az sayıda yolcunun sohbetlerine karışıyordu. Adam, otobüsün terlemiş ıslak penceresinden dışarıyı seyrediyordu. Motor gürültüsü, müzik, insan sesleri…

Devamını oku

Küfretmek Bilimsel Olarak İyidir

Genel seçimler yaklaşıyor. Geçtiğimiz günlerde yakın bir arkadaşım “televizyonları izlerken ne yalan söyleyeyim, sürekli küfretme isteği duyuyorum” dedi. Aklıma Nazım Hikmet’in o çok ünlü şiiri geldi. “Beyaz getrleri, beyaz eldivenleriyle o karşımızda Beyaz tırnaklı bir katır gibi dolaşırken Sen sopa çekmek istiyorsun Ben küfretmek istiyorum. …Kızını, kısrağını, karısını sıradan geçirerek Rugan iskarpinlerinin deliklerine dek… Küfretmek…

Devamını oku

İkinci Yılın Sonunda Gezi ‘nin Düşündürdükleri

Bugün Mayıs ayının 31. günü, vapurlara binmek, toplu taşıma araçları kullanmak yasak. Bir araya gelmek yasak. Bu tarih Gezi olaylarının 2. yılı çünkü. Bu ülkeye hükmedenlerin içlerine ilk korku kıvılcımının düştüğü gün, bu ülkenin aydınlık yüzünde umudun ağardığı gün. Çünkü; iki yıl önce bugün hiç beklemediğimiz bir anda bu ülkede hayatımız değişiverdi… Çapulcunun biri o…

Devamını oku