Çocuk ve Savaş

Prof. Dr. Ilmay Bilge, Türk bilim dünyasının yakından tanıdığı bir isim. Gaziantep’te (Ağustos 2016, Gaziantep’te patlama) yaşananlardan sonra aşağıda paylaştığım metni yazmış. “Bir çocuk, 40 çocuğu öldürdü diyorlar… Canlı bombaymış, kendini patlatmış. Patlamaya hazır çocuk yürekleri var demek ki artık. Katillerinin elinde küçücük çocuk yürekleri yani… Ey dünyanın tüm hesapları! Bugün benim ülkemde toplu mezarlara…

Devamını oku

Diyabet İlaçları ve Kanser

Her zaman beni rahatsız eden konulardan biridir. Kuşaktan kuşağa ve yıllar içinde sonraki nesillere aktarılan ancak bilimsel çalışmalar ile doğrulanmayan kimi moleküller, acaba gerçekten söylendiği gibi kanser tedavisinde işe yarıyor olabilir mi? Bu soruyu kendime soruyor olmamın temel nedeni ilaç sanayinin koşulsuz olarak ticari kaygılarını öne çıkartıyor olması. Şunu demek istiyorum, acaba gerçekten ucuz moleküllere…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 10

Son dokuz yazımda dünya ve Türkiye özelinde bilimsel çalışmalar ve akademi ilişkilerini yazdım. Bu süreçte gösterdiğiniz ilgiye çok teşekkür ederim. Konuyla ilgili çok sayıda geri bildirim aldım. Bu son yazımda bana gönderilen elektronik postaları paylaşmak ve artık bu faslı bitirmek istiyorum. Prof. Dr. Gülsan Sucak yazmış: “Neredeyse yazdıklarının tümüne katılıyorum. Bunlar aslında akademik çevrelerde çok bilinen ama…

Devamını oku

Bilimsel Olarak Mutluluk.!

Bugünlerde Uruguay’ın eski devlet başkanı Jose Mujica’nın hayat dersi verdiği bir video sosyal medyada dolaşıyor. “Bu konuda çok düşündüm” diyor, “mutluluk insanın beynindedir” diyor ve azla yetinmek gerektiğini savunurken devam ediyor “Burada yoksulluğu değil gösterişsizliği savunuyorum.” İnsan beyni için ne çok şey söylenmiş tarih boyu. Beyin belki de hakkında en çok konuşulan ama görece en…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde – 9

Bir önceki yazımda Sayın Mümin Yıldırım’ın yayınladığı liste konusunda yazdıklarıma çok sayıda geri bildirim aldım. Bunların büyük bölümü benim yazdıklarıma paralel düşüncelerdi, kimileri daha da ileri gidip listenin yanlışlıklarla dolu olduğunu, hekim isimlerinin yanlış listelere konulduğunu, hekimlerin uzmanlıklarıyla ilişkili olmayan listelerde yer aldığını belirttiler. Mesela bir hekim arkadaşım, Türkiye’de tıp eğitimi alanında tek bir kişi…

Devamını oku

Cep Telefonları ve Uykumuz

Geçtiğimiz hafta sonu Ankara’da Lösemi Lenfoma Miyeloma Hastaları ve Araştırma Eğitim Birliği Derneği’nin hasta toplantısına katıldım. Sorulan sorulardan biri şuydu. “Cep telefonları kanser yapar mı?” Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Koruyucu Onkoloji bölümünden Prof. Dr. Mutlu Hayran’ın yanıtı çok güzeldi. “Tam tersine kanserden korur. Araba kullanırken filan cep telefonuyla konuşmaya çalışanlar trafik kazası nedeniyle yaşamlarını erken…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 8

Herkese Bilim Teknoloji dergimizin 18. ve 19. sayılarında Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Koordinatörü Mümin Yıldırım’ın yazıları yayımlandı. Bu makaleler “Kim Önde” başlığını taşıyordu ve tıp bilimcilerin “h” indeksleri ve atıf sayılarını değerlendiriyordu. Bu çaba elbette saygıyı hak ediyor ancak listenin sıkıntıları var. Yöntem olarak, bu listenin, Prof. Dr. Mehmet Doğan hocanın 2005 yılından beri düzenli olarak yayınladığı…

Devamını oku

Aşı karşıtlığı, safsata!

Salgın hastalıklar, insanlık tarihini doğrudan etkileyen felaketlerdir.  Coğrafyalar, ülkeler, şehirler bu salgın hastalıklarla yok olmuş, toplu ölümler büyük trajediler yaşatmıştır. Milattan sonra 540’lı yıllarda yaşanan Jüstinyen veba salgını ile 100 milyon, 1346-1350 yılları arasında yaşanan kara veba salgını ile 50 milyon insanın yaşamını yitirdiği sanılmaktadır. İspanyol gribi, 20 milyon insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Birinci…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 7

Hikâyeyi hepinizin tanıdığı Öztürk Serengil anlatıyor; “Ben tam 387 film çevirdim… Bunu duyan İsveçlilerin gözü fal taşı gibi açıldı… Ingmar Bergman ile ikimizi TV’ye çıkardılar… Ingmar Bergman bana dedi ki; kardeşim sen şimdiye kadar 387 film mi çevirdin, 387 fotoğraf mı çektin?” Bir tarafta sadece 4 film çekmiş ama tüm dünyanın tanıdığı Ingmar Bergman, diğer…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 6

Türkiye hain bir kalkışma girişimi ile bitirdi önceki haftayı. Ben de her sıradan vatandaş gibi büyük bir kaygı, öfke ve üzüntüyle izliyorum yaşananları. Bu kadar karmaşık bir gündemde bu konuya devam etmek doğru mu bilemedim ama beş haftadır yazdıklarıma devam edeceğim yine de. Basit bir soruyla başlayayım: Ciddi bir bilim insanı bir yıl içinde kaç…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 5

Bir önceki yazımı şöyle bitirmiştim: Aziz Sancar’a “İnsanlık için ne yaptın?” diye sorsanız yanıtı tektir: “Sirkadiyen ritm ve DNA tamiri”. Sorunun devamı var. Bilimsel çalışma neden yapılır? Bilinmeyene ulaşmak için, merak için, anlayabilmek için…   Umuyorum okurlarımın tamamına yakını Orhan Bursalı’nın “Aziz Sancar ve Nobel’in Öyküsü” isimli kitabını okumuştur. Ne diyor Aziz Sancar, yıllarca üzerinde…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 4

Bu konuyu üç yazı ile keseyim dedim ancak geri-bildirimler sonrası devam etmeye karar verdim. Ne zamana kadar, bilmiyorum. Bir süre daha yazmak hevesim var ama. Bu yazı serinin dördüncü yazısı. İlk üç yazıda ülkemizdeki Faz III çalışmalardan, makalelere açık erişimden ve yazıların yayınlanabilmesi sırasındaki “nesnel olmayan” ölçütlerden söz etmiştim. Bu yazımda da bilimde nesnel olmayan…

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 3

İki haftadır aynı konuyu yazıyorum. Bu yazı da üçüncüsü. İlkinde “seeding trial” ya da “yemleme çalışma” olarak çevirebileceğim çalışmaları yazmış, Faz III çalışmaların ülkemizde yaygınlaşmasının yararlarından söz etmiş ancak ülke olarak daha fazlasını yapmamız gerektiğine vurgu yapmıştım. İkinci yazımda bilimsel makalelere “açık erişim” konusuna değinmiş ve buradaki tuzaklara dikkat çekmiştim. O yazıda Dr. Goldacre’ye kulak…

Devamını oku

Kararın Kaderindir…

Kimi zaman tek başına kalmak sohbetlerin en güzelidir. Kimi zaman bu içsel sohbet; yazılanlardan, etrafta konuşulanlardan, insanların birbirlerine söylediklerinden çok daha değerlidir. Hep aynı sözcüklerden, aynı konuşmalardan, aynı süslü, cafcaflı içi boş laflardan, benzer metaforlardan, yanıtları belirlenmiş sorulardan uzak olmak, yıpranmış, içi boş, bulantı yaratan, harap sözcüklerden korunmak iyidir. Kendimizle yaptığımız sohbetler, yaşamın tüm kirlenmişliklerinin…

Devamını oku

İktidar

Benim ne zaman, nasıl olacağını hep sorguladığım bir hedef var bu ülkede. “Güçlü ve lider Türkiye…” Nasıl ve hangi yolla? Milli Eğitim Bakanlığının 2017-2019 yatırım planına göre fen liselerine 109.6 milyon lira, İmam Hatip liselerine 1.7 milyar lira bütçe ayrılmış. Soralım şimdi, bu dengesizliğin “Güçlü-lider Türkiye ” hedefine katkısı nedir? Son dört yıllık Yükseköğretime Geçiş…

Devamını oku

Kan!

Kan, birçok kültürde yüzyıllar boyunca hiçbir bilimsel anlamı olmayan sihirli, esrarengiz ve yaşam için vazgeçilmez bir “hayat suyu” olarak kaldı. Daha da ötesi soyluluk, kültür, din gibi kavramlarla ilişkilendirildi. “Kan bağı”, “damarlardaki asil kan” benzeri nitelemeler ile insanlar, insan toplulukları ve ırklar yüceltildi. “Kanı bozuk” lafı uzun yıllar başkalarını küçümsemek, aşağılamak için kullanıldı. 17. yüzyıla…

Devamını oku

Muhammed Ali ve Parkinson

Alanya yakınlarında bir oteldeydik, 1974 yılıydı, sabahın ilk ışıkları ile uyandırmıştı babam. Kardeşim, babam, amcam ve ben kaldığımız otelin oyun salonundaki Shaub Lorenz marka siyah beyaz TV’nin karşısına oturmuş ve Muhammed Ali’nin Foreman ile olan maçını izlemiştik. Henüz 10 yaşındaydım, benden kilometrelerce uzakta, Afrika’da, Zaire’nin başkentinde devasa bir futbol stadyumunun ortasında kurulan bir ringte dövüşmüşlerdi.…

Devamını oku

Mesane Kanseri

Geçtiğimiz hafta Kanser Savaşçıları Derneği, “Mesane Farkındalık Haftası” nedeniyle Ankara’da bir etkinlik yaptı. Etkinliğe Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kanser Daire Başkanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumundan yetkililer, akademisyenler, sivil toplum örgütü (Kanser Savaşçıları) ve medya temsilcileri katıldı. Kanser Daire Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin ve ülkemizin en iyi bilinen üro-onkoloji uzmanlarından, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim…

Devamını oku

Aziz Sancar’ı İzlerken Düşündüklerimdir…

Aziz Sancar Türkiye’deydi. Bakanının “Türkiye Müslüman bir ülke, konum itibari ile biz ara eleman yetiştirebiliriz bizden mucit, bilim adamı çıkmaz” dediği ülkede. Bilimden ve akıldan her gün biraz daha uzaklaşan, bilim ve aklın yerini tutsak beyinlerin almaya başladığı Türkiye’de. Sancar, laik ve fırsat eşitliğine dayanan bir eğitim sistemi yaratmaya çalışan Atatürk Türkiye’sinin ürünü olduğunu söylüyor.…

Devamını oku

Şinasi Sendromu

Şinasi tarihimizin en saygın ve önemli kişiliklerinden biri. Ama onun bu saygınlığını edebiyatçı kişiliğine bağlamak zor. Hayatında hiç roman yazmamış, yazdığı oyunların da öyle ahım şahım bir yanı yok derler. Osmanlı’da ilk gazeteyi çıkardı ama çıkardığı Tercüman-ı Ahval gazetesinde sadece 6 ay çalıştı. Peki nasıl çok önemli bir tarihi kişilik oluyor öyleyse? Çünkü gelenekçi toplumdan…

Devamını oku

Dorothy Reed Mendenhall, Safiye Ali ve Kamile Şevki Mutlu

Dorothy Reed Mendenhall ismi Lenfoma ile uğraşan hekimlere çok tanıdık gelir. Çünkü Dr. Reed, Hodgkin Lenfoma tanısı için tipik olan hücreleri eş zamanlı tanımlamış iki bilim insanından biridir (Reed-Steinberg hücreleri). Ancak Dorothy Reed’i özel yapan sadece bu değildir. Reed, kadın olduğu için ailesinin karşı çıkmasına rağmen John Hopkins Tıp Fakültesi’ne girdi ve hekim oldu. Erkeklerin…

Devamını oku

“Biz yaşam için öğreniriz” veya Bilim ve Etik

Bilimin serüveninin ilk kilometre taşı belki de eski Yunan okullarının kapısında yazan “Non scholae, sed vitae discimus” cümlesidir, yani “biz yaşam için öğreniriz”. Bu cümlenin açıklaması şudur, ne yapıyorsak bu dünya için yapıyoruz, bu dünyayı anlamak için yapıyoruz, bunun ötesinde hiç bir şey için uğraşmıyoruz. Bu inanış dünya biliminin en önemli aktörlerinden biri olan Albert Einstein’ın…

Devamını oku

Framingham Kalp Çalışması…

Henüz 1940’lı yıllarda kalp hastalıkları ve inme (felç) nedenleri hakkında hiçbir şey bilinmiyordu. Bu eksikliği gidermek için Amerikan Ulusal Kalp Enstitüsü, 1948 yılında bugün bilinen adıyla Framingham Kalp Çalışmasını başlattı. Bu çalışmanın amacı sınırlı bir bölgede yaşayan tüm bireylerin düzenli ve kuşaklar boyunca sağlık takiplerini yaparak, kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarının nedenlerini anlamaktı. Proje planlandığı…

Devamını oku

Gülmek İyidir

Son yıllarda ülke olarak gülümsemeyi unuttuk. Hatta çoğu kişi için  gülümsemenin avanaklıkla bir ilişkisi olduğu bile söylenebilir. Nasıl olmasın, ülkemizde onca yaşanandan sonra… Oysa bilim insanları gülümsemenin, gülmenin insan biyolojisi üzerinde olumlu bir rolü olduğunu iddia ediyor. Mesela kuvvetli bir kahkaha endorfin salgımızı yükseltiyor, stres hormonu olarak bilinen kortizon ve adrenalin düzeylerini düşüyor. Gülümsemeyi başardığınızda kızgınlık,…

Devamını oku

Bir Bayram Yazısı

Kurban Bayramına girerken okuyucularıma sorularım var… Nasıl oluyor da “iyi olun, çalmayın, öldürmeyin, haramdan uzak durun” diyen bir dinin mensupları bunlara inanıyormuş gibi davranarak tam tersini yapabiliyor ve sonra tertemiz kalıp inançlarını sürdürebiliyorlar? Bir yandan “Allah’a, ahiret gününe, bütün günahların hesabının sorulacağına” inanıyorken nasıl yalan söyleyebiliyor, insan hakkı yiyebiliyorlar? Bence bu soruların tam da tartışılma…

Devamını oku

Epigenetik…!

Her yüz meme kanserinden sadece 7 tanesinde genetik anormallik gösterilirken, diğer 93 tanesinde neler oluyor da kanser gelişiyor? Nasıl oluyor da aynı genlere sahip ikiz kardeşlerden birinde kanser gelişirken diğerinde gelişmiyor? Neden bazı hastalıklar bilinen genetik bir anormallik olmadan bazı ailelerde daha sık görülüyor? Bu soruları çok arttırabiliriz ama bu soruların yanıtlarından biri artık net……

Devamını oku

Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 2

Bir önceki makalemi okuyanlar anımsayacaklar yazımın sonunda bilimsel makalelere “açık erişim” konusuna da değinmiştim. Konuyu biraz açayım. Günümüzde çok az sayıda bilimsel makalenin – yaklaşık %10 – açık erişimi var. Bu makaleler sponsorlu makaleler, yani birileri bu makalelerin açık erişimli olabilmesi için en başından yayıncıya büyük paralar ödüyorlar. Eğer bir bilimsel makalenin sponsoru yoksa o…

Devamını oku

Akademi Bilimsel Çalışmaların Neresinde? – 1

Faz III çalışmaları henüz FDA ve EMA gibi dünyada kararları önemsenen sağlık otoriterlerinden kullanım onayı almamış ilaçların denendiği çalışmalardır. Ülkemizde son yıllarda yürüyen Faz III klinik çalışma sayılarında büyük artış oldu. Türkiye açısından bu çalışmalara katılımımız önemli. Çünkü klasik tedavi ile sağıtılamamış hastalar için bu yeni ilaçlar büyük umut kaynağı ve hastalar bu çalışmalar sayesinde…

Devamını oku

Demir Eksikliği Anemisi

Roma İmparatorluğu’nun görkemli yıllarında, kansızlığı olan üreme çağındaki genç kadınlara içerisinde Roma imparatorluğunun gücünü simgeleyen bir kılıcın olduğu fıçılardan şarap içirilirmiş. Gerçekten de bu şaraptan içen hastaların önemli bir bölümünde günler içinde kansızlık düzelir, kadınların kansızlığa bağlı halsizlik gibi yakınmaları ortadan kaybolur, izlenen bu iyileşme Roma İmparatorluğu’nun kudretinin bir göstergesi sayılırmış. Bu gün anlıyoruz ki,…

Devamını oku